Yarına sözümüz var!
Nefis bir kampanya ile duyurulan motto başlıkta yazılan.
İçinde yer alan, destek veren kamuya mal olmuş ünlü isimler; bir bilinç için konuşuyor; aynı düsturu farklı cümlelere taşıyor.
Hedef açık: Sürdürülebilir bir dünya için yarına söz veriliyor.
Yani, bireysel sorumluluk ile sürdürülebilirlik buluşturuluyor.
Sürdürülebilirlik, bir orman değil, birbirine bağlı bir dünya olarak tanımlanıyor.
Sürdürülebilir bir gelecek; enerjiden suya, dijital dönüşümden toplumsal faydaya uzanan bir bütün.
Yarına verdiğimiz söz bu dünyaların hepsini kapsıyor. Bu nedenle, Antalya, COP31 başlığı ile dünyayı buluştururken yarına dair tüm başlıklar görüşmelere açılıyor:
Teknoloji Dönüşümü
Enerji Verimliliği
Yenilenebilir Enerji Yatırımları
Akıllı Şehirler
Sürdürülebilir Finans
Çevre Girişimleri
Topluma Katkı
Atık Yönetimi ve Kaynak Verimliliği
Önce farkında olmak, sonra kolektif sorumluluk içinde bireysel çabayı geliştirmek gerek.
Yarın için, çocuklarımız için, hiç beklemeden, bugün…
***
DÜNYA COP31 ANTALYA’DA BULUŞUYOR
COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı’dır.
COP (Conference of Parties – Taraflar Konferansı) sözcüklerinden oluşturulan kısa addır.
COP, 1992'de kabul edilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında her yıl düzenlenen en üst düzey küresel iklim zirvesidir.
Dünyanın dört bir yanından devlet ve hükümet başkanları, bakanlar, bilim insanları, iş dünyası liderleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirir.
Ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadele, emisyonların azaltılması, uyum ve iklim finansmanı konularında ortak adımlar atmak üzere bir araya geliyor.
COP31 Antalya bugün başlıyor. Devlet başkanları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri, ortak sorunları tespit eden, çare arayan, kararlar alan konferansta buluşacak.
Ben de 2 ayrı etkinlikte, moderatör olarak katkı sunmaya çalışacağım.
Dertler büyük, finansmanı da öyle.
Dünya çaresiz değil; insan yaptı insan düzeltecek verdiği hasarı.
Ama kim, ne kadar finanse edecek, kimin sorumluluğu daha fazla gibi tartışmalar, kimi başlıkları yavaşlatıyor.
Elbette kolektif çabayla içinden çıkılacaktır.
COP3 Antalya, hem ülkemizin ev sahipliğinde organizasyon gücümüzü gösterecek hem de oluşacak içerikle insanlığın gelecek umudunu yükseltecektir.
Ayrıntıları, gözlemleri değerlendirirken yüzümüz güler umarım, bütün dünya için…
***
OKAN THE WINNER BURUK
Galatasaray teknik direktörü Okan Buruk’un bu “kazanan” anlamındaki sıfatı, sadece kazandıklarıyla değil, Jose Mourinho’nun da katkılarıyla oluşmuştu. Mourinho büyük bir futbol figürüdür, tarihte de yer vardır. Ancak, saha dışı tavır ve söylemleriyle oluşturduğu imaj, G.Saray taraftarlarınca “the crying one” “ağlak” olarak tanımlanmasına uzanmıştı.
Sürecin kazananı da Okan Buruk’tu.
Herkes, Amed Spor için, “ligin 4 büyükler dışındaki en iyi futbolunu oynayan takım” diyor.
Genel olarak, 2. sırada bulunmasının hakkı verilmiyor. Takım iyi, hocası iyi, oyunu iyi ve İstanbul’da lider Galatasaray’a 3 gol atsa da puan alamadan döndüler.
O maç, Okan Buruk’a yeni bir rekor da getirdi, daha doğrusu ortak etti: Takımı, 41 maçtır sahasında yenilmiyor. Aslında 33 maçı kazanmış olmaları çok daha güçlü bir resim sunuyor.
4 kere üst üste şampiyonluk yaşayan takımda, önce Icardi, ardından Osimhen övgülerin ilk adresiydi. Hep savunduğum gibi; elbette oyunun sahibi oyunculardır ama Okanball’un da hakkını telim etmek gereklidir. Osimhensiz Galatasaray, Amed gibi güçlü bir oyunu da geride bıraktı. Artık, gerek savunmada gerekse ofansif organizasyonlarda, Okan hocanın taktik becerisi ön plandadır.
Şimdi, bir dönem kardeş gibi oldukları bir başka değerli futbol adamı,
En büyük rakibinin başına geçti.
Emre Belözoğlu, Fenerbahçe teknik direktörü oldu.
Yıllarca kendi Fatih Terim’ini arayan camialar, teknik direktör öğütme makinesine dönüştüler.
Emre Belözoğlu, Okan Buruk mücadelesi ile rekabeti büyütecektir.
Artık, Fenerbahçe’nin Emre Belözoğlu dönemi de tarihe geçecek.
Bana kalırsa, yakın dönemde Galatasaray dominasyonunu o da kıramayacak.
Okan Buruk rekorlar kırmaya devam edecek.
Kazanan Galatasaray ile birlikte, Türk futbolu olacaktır.
***
ATATÜRK’E MİNNET VE SAYGIYLA
Büyük önderimizin vefatının 88.yıldönümüne geldik.
Dehası, yalnızca savaş meydanlarında kazandığı zaferlerde değil, yıkılmış bir imparatorluğun ardından bağımsız, egemen ve çağdaş bir ulus devlet inşa edebilmesinde yatar.
Bu büyüklüğü, eski düşmanlarının değerlendirmelerinde de görebilirsiniz.
İngiltere'nin eski Başbakanı Winston Churchill, 15 Aralık 1938'de yayımlanan yazısında Atatürk'ü modern Türkiye'nin kahramanı, savunucusu ve kurucusu olarak nitelendirmiş; özellikle Yunanistan'la dostane ilişkiler geliştirmesini övmüştür. Daha da anlamlısı, Kurtuluş Savaşı'nda Türkiye'nin karşısında yer alan Yunanistan'ın eski Başbakanı Eleftherios Venizelos, 1934'te Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermiştir.
Tarihin akışını değiştirmekle yetinmeyip geleceğin yönünü de belirleyebilmiştir.
“Yurtta barış, cihanda barış” mesajı, Birleşmiş Milletlerin de düsturu olmalıdır.
Bir kez daha saygı, minnet ve şükranla anıyorum.