İki seçimin ardından: İsrail Başbakanını, Ortadoğu çıkışını arıyor

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Ortadoğu’nun geleceğini etkileyebileceği düşünülen iki seçim sonuçlandı. İlki İsrail Seçimleri, oldukça çekişmeli ve yüksek katılımlı bir seçim oldu. İsrail toplumunun hem 7 Ekim hem sonraki süreçle ilgili söyleyecek sözü olduğu ve genel olarak memnuniyetsiz oldukları anlaşılıyor.

İSRAİL’DE KISMİ DEĞİŞİM TALEBİ

Ancak bu memnuniyetsizlik olanlara karşı gerçek bir hesaplaşma, radikal bir yüzleşme niteliğinde değil. Zaten bu nedenle Netanyahu seçimlerde korkunç bir yenilgi almadı. Daha eleştirel bir bakışa sahip olan İsrail Solu, Demokrat Parti dışında ortalarda yoktu- ki o da sandığı silip süpürmedi (bir zamanlar çok güçlü olan İsrail solunun gerileyişi ve sağın hakimiyeti devam ediyor). Seçimlerde en büyük değişiklik İsrail vatandaşı Arapların sandığa gitmesi ve Arap Partilere hükümet kurulma sürecini etkileyecek oranda sandalye kazandırmalarıydı. Ve tabi Netanyahu karşıtı partiler Netanyahu yanlısı bloktan daha fazla oy alıp, sandalye kazanmayı becerdi. İsrail toplumu, hala militarize sağı destekleyerek savaşa devam edebileceğini gösteriyor fakat aynı zamanda daha “normal” bir devlete sahip olmak istediğini de gösteriyor. Bu, Netanyahu’dan ziyade (ki Likud çok kötü olmayan bir sonuç aldı) Smotrich, Ben Gvir gibi siyasetçilerin özellikle güvenlik kuvvetlerini radikalleştirmesine karşı eleştirel bir tutum. Bu tür radikal figürlerin İsrail toplumunda radikal takipçileri ve destekçileri elbette var, hatta bir kısmı yasa dışı yerleşimci olarak orayı burayı yağmalamakla meşgul. Ancak siyasette ve güvenlik yapımında bu kadar etkili olmalarını Netanyahu’nun “sonu olmayan savaşına” ve iktidarda kalma hırsına borçlular. Şu an için seçimler yenilenmedikçe sisteme aynı güçle sızmaları çok mümkün gözükmüyor fakat toplumsal tabanlarını -savaş sürdüğü sürece ve İsrail savaş içerisinde istediği sonuçlara tam olarak erişemediği sürece- örgütlemeye ve radikalleştirmeye devam edecekler.

Bu noktada İsrail toplumunun bu kadarcık bir değişim için çabalaması bile önemli elbette fakat değişim çabası nasıl özden uzak ise muhtemelen sonuçları da ciddi sınırlamalar ile karşı karşıya kalacak. Çünkü daha normal, daha düzgün savaşan, caydırıcılığını cezalandırma üzerinden sağlayabilen yani 6 Ekim 2023 İsrail hayalinin bir yansıması. İsrail’in caydırıcılığını güçlendirdiği, 7 Ekim’de aldığı yarayı sardığı bir noktaya geri dönüşü çok kolay olmayacak. Bu açıdan bölgesel stratejilerde Gadi Eisenkot, Netanyahu’dan daha farklı ve sürdürülebilir bir pozisyonu İsrail adına nasıl kurabilir, hangi güç çarpanı ile bunu yapabilir- bu belli değil. Dahası böyle bir güç çarpanı İsrail’in elinde değil. Cezalandırmanın en alasını herkes için devreye soktu fakat bunun üzerinden dahi hala İran savaşını bitirebilmiş ve toprak kazanımları gibi kazanımlarını yeni statüko haline getirebilmiş değil. Filistin meselesini çözemediği sürece de radikalleşme (Yahudi ya da Arap radikalleşmesi) İsrail’i hedef almaya devam edecek.

EISENKOT HÜKÜMET KURABİLECEK Mİ?

Fakat buraya gelmeden Herzog’un hükümeti kurmak için görevlendirdiği Eisenkot bu görevi başarabilecek mi diye sormak lazım. Kağıt üzerinde 67 milletvekilinin başbakan adayı olarak desteğini aldı, dolayısıyla hükümeti kurabilmesi lazım. Fakat işler o kadar net de değil, ne Eisenkot ne de destekçileri için. En büyük motivasyonları eğer hükümeti öyle veya böyle kuramazlar ise 2027’de seçimlerin yenileniyor olacağı olasılığı. Yenilenen seçimlerde Netanyahu’nun ve destekçilerinin bu kadar kötü bir sonuç alması beklenmiyor. Değişim yanlıları ise 2026 seçimlerinde tüm çabalarını ve örgütlenme becerilerini gösterdiler. Değişime katkı vererek siyaseti etkilemeye oynayan Arap Partiler genelde İsrail siyasetini meşrulaştırmamak için sandığa gitmeyen Arap seçmeni motive etti. Eğer pazarlıklar nedeniyle seçimlerin yenilenmesi -ki bu Netanyahu’ya can simidi vermek gibi bir şey- vuku bulursa hayal kırıklığına uğrayan seçmeni yeniden aynı derecede motive etmek mümkün olur mu, şüpheliyim. Dolayısıyla Netanyahu’nun lider olmadığı bir koalisyon kurulmalı. Eisenkot, seçimlerin hemen ertesinde olası hükümet ortaklığı için 4 ilke belirlemişti: 1)-İsrail'in Yahudi, demokratik, liberal ve eşitlik temelli bir devlet olarak tanınması; 2)- İsrail Bağımsızlık Bildirgesi'nde yer alan değerlere bağlılık; 3)-Tüm İsrailliler için ister askerî, ister ulusal ya da sivil olsun zorunlu hizmetin getirilmesi; ve 4)- Hamas'ın "terör örgütü" olarak tanınması ve Gazze Şeridi'ndeki askerî ve idari kapasitesinin ortadan kaldırılması gerektiğinin kabul edilmesi.

ARAP PARTİLERİ HAREDİ PARTİLERİ

Seçim sonrası Eisenkot, Beyahad’in lideri Bennett’en destek almayı başardı. Demokratlar da Eisenkot’u destekleyecekler. Seçim öncesi Eisenkot’un Arap partilerle koalisyon kurmayacağını söylediği biliniyor yine de bu dört madde Birleşik Arap Listesi (Ra’am) için bir yeşil ışık olarak yorumlandı. Kendi tabanının meşruiyetini yitirmeden Arap Partileri’nin daha kolay sindireceği kelimelerin seçildiği üzerinde duruyor İsrail basını. Hamas’ın tamamen yok edilmesinin değil Gazze’de altyapısının (siyasi ve askeri) ortadan kalkmasının talep edilmesi söz konusu. Hamas’ın aşamalı silahsızlanmayı kabul ettiği Trump’ın Gazze Planına uygun bir dil kullanılmaya özen gösterilmiş. Zaten Eisenkot, Trump ile İsrail'in iyiliği adına iyi bir ilişki ve iş birliği kuracaklarına inandığını söyledi. Geçtiğimiz hafta da Knesset’te temsil edilen partileri gezip hükümet için görüş alan Herzog, Ra’am liderine kameralar karşısında Hamas’ı terör örgütü olarak kabul edip etmediğini sordu. Abbas’ı sıkıştıran bir soru elbette, zaten Abbas da değişimin köprüsü olduklarını bu köprüyü yıkmamaları gerektiğini Herzog’a hatırlattı. Bu arada terörü bir araç olarak reddettiklerini ve sadakatlerinin sorgulanmaması gerektiğini söyledi. Eğer Eisenkot dört ilke ile Arap Partilerine yeşil ışık yakmışsa, Ra’am da Eisenkot’a yeşil ışık yakıyor. Eisenkot’u hükümet kurma konusunda destekleyeceğini açıklayan Yisrael Beiteinu lideri Liberman, hala Arap Partilerinin hükümete katılmasına ya da bu partilerle bir azınlık hükümetine destek pazarlığı yapılmasına karşı. Bu manada Eisenkot’u destekliyor ama hükümet görüşmeleri aritmetiği için sorun çıkarıyor. Abbas, Liberman’ın estirdiği rüzgarı aşabilmek için, herhangi bir pazarlık yapmadan Eisenkot’u destekleyeceğini söyledi. Zaten Ra’am dışındaki Arap Parti bloğu Ortak Liste, Eisenkot hükümetini koalisyona girmeden desteklediğini açıklamıştı. Böylece Siyonist Muhalefet Arap Partilerinin desteğini dışardan alarak bir azınlık hükümeti kurabilir.

Bütün bu koalisyon ve destek pazarlıklarında bir de Haredi Yahudiliği meselesi var. Ultra-Ortadoks Yahudiler zorunlu askerliğe karşılar, kendi görevlerini dini çalışmalara kendilerini adamak olarak açıklıyorlar. Birleşik Tevrat Yahudiliği Partisi ve Şas, Knesset’teki iki Haredi rakip parti. Netanyahu ile koalisyon görüşmelerinde Birleşik Tevrat Yahudiliği Partisi Haredi Yasası denilen yasa teklifinin görüşmeler öncesi Knesset’ten geçmesini şart olarak koştuğunu açıkladı. Netanyahu sıkışmış durumda ama sistem gereği hala iktidarda, yeni hükümet kuruluncaya kadar da iktidarda kalacak. Onun sıkışmışlığından yararlanarak mümkün olduğunca kendi programları için fayda sağlamak gibi bir tavır takınabilir Haredi Partiler. Nihayetinde Eisenkot’un dört ilkesinden üç numara doğrudan Haredi Yahudilerin de askerlik yapması üzerine. Seçim öncesi, sonrası bir süre Liberman Haredi Partilerin herhangi bir koalisyona katılmasına karşı çıkıyordu. Geçtiğimiz günlerde bu vetosunu geri çekti. Fakat Eisenkot, Haredilere zorunlu askerliği kaldıran bir yasaya – kendi ilkeleri de bu kadar açıkken- evet diyebilir mi belli değil. Bu arada Abbas, yani Ra’am lideri, Haredilerin koalisyona katılmasına olumlu baktıklarını açıkladı. Şas’ın Eisenkot ile hükümete girmek için pazarlık yapacağı dedikoduları var- ki kendileri yalanladı. Böyle karışık bir mevzu yani, ama Haredi partilerden bir veya ikisinin oyunu alarak hükümet ya da azınlık hükümeti kurulabilir.

Eisenkot, matematik çok karışık olsa da çok avantajlı. Likud en çok sandalyeyi kazanmış olsa da Netanyahu koalisyonu hükümet için gerekli sandalyeyi toplamaktan rakam olarak oldukça uzak, azınlık hükümeti kurabilecek hükümet dışı desteği sağlamaları zor. Eisenkot için her şey sarpa sarsa dahi Netanyahu’yu hükümet dışında bırakan ama Likud’u içeren bir hükümet formülünü deneyebilir. Tabi olasılık azalmış dahi olsa seçimlerin yinelenme şansı da var.

ABD’NİN SEÇİMİ

Tüm bu hesap kitap boş bir zeminde yapılmıyor. Ortadoğu’da savaş sürüyor. Bir zamanlar ilan edilmiş Eisenkot doktrini aslında İsrail’in büyük bir savaştan kaçınırken askeri olarak sürekli aktif olması, rakiplerini sıkıştıracak istihbarat operasyonlarını vb yapması üzerineydi. Gazze savaşı Lübnan’a ve kısmen Suriye’ye sıçradığında ve İran savaşı haline döndüğünde aslında Eisenkot’un işaret ettiği hazırlık safhasında İsrail tarafından çok şey yapılageldiği anlaşılıyor. Yine de Eisenkot doktrininin esası olan “eğer büyük bir savaş patlarsa kesin zaferin koşulları iyi olmalı” ilkesindeki kesin zafere İsrail uzak. Zafer, ABD eliyle zorlanabilir mi, günün sorusu ABD ara seçimlerinden sonra bu. Trump Yönetiminin düşük yoğunluklu savaş ve ekonomik baskı ile bir şey elde edemediği ortada, dolayısıyla ya savaşı tırmandıracak (nükleer savaş, NATO’nun 5. Maddesini tetikleyebilecek Avrupa saldırısı senaryoları filan havada dolaşıyor, bu yazı yazılırken tekrar ARAMCO hedef alınmıştı) ya da tansiyonu düşürüp anlaşma yoluna girecek. Eğer ABD İran ile anlaşırsa, Tahran ilk Mutabakatta Lübnan’ı içeren bazı taleplerde bulunmuştu. İran’ın Suriye’ye dönmesi şimdilik zor ama Lübnan ve Yemen için aynı şeyi söyleyemem. Eğer İran olası bir anlaşmadan kazançlarla çıkarsa Eisenkot doktrini 2.0 için uygun bir ortam ortaya çıkar. O zaman bile İsrail’in zafer kazanamadığı unutulmayacak. ABD’nin tırmanma senaryosunu seçmesi durumunda bölgede ve yakın-uzak çevresinde çok şey değişebilir. Washington’un böyle bir senaryoda hangi araçla tırmanmayı seçeceği önem kazanıyor. Bu kısmını bekleyip göreceğiz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...