Marmara Denizi'nin farklı noktalarında meydana gelen hareketlilik deprem tartışmalarını yeniden alevlendirirken, Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy çok konuşulacak bir değerlendirmede bulundu. Yıllardır gündemi meşgul eden 7,4 büyüklüğündeki deprem senaryolarının bilimsel altyapıdan uzak olduğunu belirten Üşümezsoy, özellikle Adalar Fayı üzerinden oluşturulan korku iklimine tepki gösterdi.
Marmara Denizi'nin Adalar açıkları, Tuzla ve Çınarcık hatlarında art arda kaydedilen yer sarsıntıları, bölgede yaşayan vatandaşlar arasında endişeye yol açtı. Deprem riskinin yeniden kamuoyunun bir numaralı gündem maddesi haline gelmesi üzerine değerlendirmelerde bulunan ünlü Jeolog Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, yıllardır kamuoyuna sunulan büyük felaket senaryolarına karşı çıktı. Üşümezsoy, Adalar Fayı merkezli 7,4 büyüklüğündeki deprem beklentisinin somut bilimsel verilere dayanmadığını savundu.
"30 Yıl Tahmini Geçerliliğini Yitirdi"
Gölcük Depremi'nin hemen ardından ortaya atılan ve "Marmara'da 30 yıl içinde 7,4 büyüklüğünde dev bir deprem olacak" şeklinde özetlenen tezleri değerlendiren Üşümezsoy, aradan geçen 27 yıllık süreçte bu iddiaları doğrulayacak bir sismik hareketliliğin yaşanmadığına dikkat çekti.
Marmara Denizi altındaki karmaşık fay sisteminin tek bir bütünmüş gibi ele alınmasının toplumda yersiz bir korku yarattığını vurgulayan uzman isim; her fay segmentinin geçmişteki kırılma süreçleri, mevcut stres birikimi ve hareket karakteristiği açısından bağımsız olarak incelenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Adalar ve Avcılar Hattında Risk Ne Düzeyde?
Adalar çevresinde gözlemlenen irili ufaklı depremlerin yanlış yorumlandığını ifade eden Prof. Dr. Üşümezsoy, bölgedeki fay yapılanmasına dair şu detayları paylaştı:
Adalar Fayı: Adaların hem kuzey hem de güney kesimlerinde saptanan ikincil nitelikteki kuzey-güney doğrultulu kırıklar, bölgedeki ana enerjiyi depolayan temel mekanizmalar değildir. Bu nedenle bu hat üzerinde büyük bir yıkım beklemek bilimsel açıyla örtüşmemektedir.
Silivri ve Kumburgaz Parçası: Orta Marmara'daki sistemin iki ayrı parçadan oluştuğunu öne süren Üşümezsoy, geçmiş dönemde Silivri ve Kumburgaz hatlarına dair paylaştığı öngörülerin güncel verilerle tamamen uyumlu olduğunu yineledi.
Avcılar ve Orta Sırt: Uluslararası literatürde yer alan bazı araştırmaların aksine, Avcılar açıklarında bulunan "Orta Sırt" yapısında aktif bir ana fay hattı yer almamaktadır. Dolayısıyla bu kesimde büyük bir deprem potansiyeli görülmemektedir.
Stres Birikiminin Gerçek Adresi: Yalova - Çınarcık Hattı
Marmara'daki enerji dağılımının sanılanın aksine Adalar odağında olmadığını belirten Üşümezsoy, asıl gerilimin ve stres birikiminin Yalova-Çınarcık hattı ile Çınarcık Çukuru'nun güney kenarındaki fay sistemlerinde yoğunlaştığını dile getirdi.
Tarihsel deprem kayıtlarına atıfta bulunan jeoloji uzmanı, 1894 yılında Çınarcık Çukuru'nun güney sınırındaki fayın kırıldığını, 1912 yılına gelindiğinde ise sistemin batı segmentlerinin harekete geçtiğini hatırlattı. Üşümezsoy, 1912 kırılmasının ardından bölgede gözlemlenen yavaş fay hareketinin (krip) hat üzerindeki enerjiyi ve stresi bir miktar tahliye ederek büyük bir patlama riskini azalttığını sözlerine ekledi.