Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Sosyal medyada 'Sonsuz Kaydırma' tuzağı: Depresyondan önce bu belirtiler başlıyor

Sosyal medyada 'Sonsuz Kaydırma' tuzağı: Depresyondan önce bu belirtiler başlıyor

Türk araştırmacıların yürüttüğü yeni bir çalışma, sosyal medyadaki "sonsuz kaydırma" alışkanlığının doğrudan depresyona yol açmadığını; sürecin bilişsel yorgunluk, tükenmişlik ve kaygı üzerinden aşamalı bir "kayıp sarmalına" dönüştüğünü ortaya koydu.

Sosyal medya platformlarında saatlerce kısa videolar arasında gezintiye çıkmak, dijital çağda “beyin çürümesi” kavramıyla adlandırılıyor. Karabük Üniversitesi bünyesinde Psikoloji Profesörü Hasan Batmaz, Cemile Büşra Özsağır ve Halise Arslan Şekkeli önderliğinde yürütülen yeni bir araştırma, dijital maruziyet ile ruh sağlığı arasındaki bağın sanılandan çok daha katmanlı bir yapıda olduğunu gösteriyor. Yaş ortalaması 22,15 olan 439 genç yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilen çalışmada, katılımcıların yarısından fazlasının günde en az 5 saati, dörtte birinin ise 7 saatten fazlasını sosyal medyada harcadığı tespit edildi.

Sonsuz Kaydırma Nedir? Sonsuz Kaydırmamak Mümkün mü? | TÜBİTAK Bilim Genç

Bulguları değerlendiren uzmanlar, zihinsel süreçleri Bilişsel Yük Teorisi çerçevesinde ele alıyor. İnsan beynindeki çalışma belleğinin sınırlı bir işleme kapasitesine sahip olduğu biliniyor. Kullanıcıların birkaç saniyelik aralıklarla komik bir içerikten sarsıcı bir haber detayına, oradan da bir yemek tarifine geçiş yapması, beynin bağlam değiştirme mekanizmasını zorluyor. Sürekli ve kontrolsüz bilgi akışı, beynin veriyi özümsemesine ve uzun süreli belleğe aktarmasına fırsat tanımadan zihinsel kapasiteyi aşırı yüklüyor.

Depresyona Uzanan "Kayıp Sarmalı" Zinciri

Çalışmanın en dikkat çekici bulgusu, "beyin çürümesi" ile depresyon arasında doğrudan bir nedensellik bağının bulunmaması oldu. Araştırma, sürecin doğrudan değil, basamaklı bir psikolojik çökkünlük mekanizmasıyla işlediğini ortaya koyuyor. Düşük kaliteli içeriklerin aralıksız tüketimi öncelikle bireyde bilişsel yorgunluğa yol açıyor. Bu yorgunluk zamanla kişinin duygusal dayanıklılığını tüketerek tükenmişlik seviyesini artırıyor.

Türk araştırmacılar sonsuz kaydırmanın sonuçlarını ortaya koydu

Tükenmişlik evresini izleyen süreçte bireyin stres ve anksiyete (kaygı) düzeyinde belirgin bir tırmanış gözleniyor. Araştırmacıların bir "kayıp sarmalı" olarak tanımladığı bu ardışık psikolojik gerileme, en nihayetinde depresif semptomların ortaya çıkmasıyla sonuçlanıyor. Cinsiyetler arası veriler incelendiğinde ise kadın katılımcıların erkeklere kıyasla daha yüksek oranda bilişsel yorgunluk, tükenmişlik ve stres bildirdiği görüldü. Ancak genel depresyon oranlarının her iki cinsiyette de benzer seviyelerde seyretmesi, depresyonun tek bir nedene bağlı kalmaksızın çok boyutlu faktörlerden beslendiğini doğruluyor.

Olumsuz Haber Bağımlılığı ve Ömürden Çalınan Yıllar

Sosyal medya kullanımının bir diğer boyutu olan olumsuz haber takibi, yani "doomscrolling" davranışı da zihinsel yıpranmayı tetikleyen kritik unsurlar arasında yer alıyor. Savaş, kriz veya afet gibi endişe verici gelişmeleri sürekli takip etme eğilimi, kişilerin belirsizlik duygusunu kontrol altına alma arayışından doğuyor. Ancak bu arayış, bireyi kesintisiz bir olumsuz veri akışına maruz bırakarak zihinsel meşguliyeti artırıyor ve iş hayatındaki bağlılık ile odaklanma yetisini ciddi oranda düşürüyor.

Birleşik Krallık merkezli araştırmalar, telefon başında geçirilen sürenin yaklaşık %36'sının plansız ve istenmeden gerçekleştiğini gösteriyor. Bu durum günlük ortalama 1 saat 26 dakikalık bir kayba karşılık geliyor. Erken yaşlardan itibaren akıllı telefon kullanan bir bireyin, yaşamı boyunca yaklaşık 41 bin saatini—yani ortalama 5 tam yılını—farkında olmadan ekrana feda ettiği hesaplanıyor.