Vergi yükü olmadan huzur hakkı mümkün mü?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Anonim şirketlerde yönetim kurulu üyelerine yapılan ödemeler, yalnızca bir mali hak değil; aynı zamanda sorumluluk, risk ve kurumsal yönetişim kavramlarının da somutlaştığı alanlardan biridir. Özellikle son dönemde artan vergi denetimleri ve “örtülü kazanç” tartışmaları, huzur hakkı ödemelerini yeniden gündemin merkezine taşımıştır.

Kamuoyunda sıkça dile getirilen “vergi yükü olmadan huzur hakkı” ifadesi ise, doğru hukuki çerçeve çizilmediği takdirde ciddi yanlış anlamalara yol açabilmektedir.

Anonim şirketlerde yönetim kurulu bir şirketin temsil edilmesi ve yönetilmesi bakımından, kanuni olması gereken bir yapıdır.

Bu yapının içinde bulunan o şirketin yönetim kurulu üyelerine önemli yetkiler ve görevler tanımlanmış, bu görevlerin yerine getirilmesi sırasında yönetim kurulu üyelerine önemli sorumluluklar atfedilmiş bunun sonucunda da şirketin yönetim kurulu üyelerine mali haklar öngörülmüştür.

Bu yazımda; huzur hakkının hukuki niteliği, vergisel rejimi, asgari ücret istisnası, kurumlar vergisi etkisi ve örtülü kazanç riski, güncel uygulamalar ışığında ele alalım.

1. HUZUR HAKKININ HUKUKİ NİTELİĞİ

Huzur hakkı şirket ortaklarının, şirketi temsile yetkili kılınanların sahip oldukları ve yüklendikleri

sorumluluklar nedeniyle katlanmak zorunda oldukları risklerin karşılığı olarak yapılan ödemelerdir.

Huzur hakkı, Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 394’te “Yönetim kurulu üyelerinin mali hakları” başlığı altında düzenlenmiştir.

Maddeye göre; yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilir.

Yönetim kurulu üyeliği yapılan şirket ile bir iş akdine bağlı olarak çalışılması, o şirkette pay oranı olmadan yönetim kurulu üyeliği yapılması veya sadece yönetim kurulu üyesi sıfatının bulunması, ödenen mali hakkın niteliğini değiştirebilmektedir.

Huzur Hakkı ödemelerinin diğer bir işlevi ise, belli bir konuyu görüşmek için toplanan bir kurulun üyelerine ödenmesidir. Huzur hakkı ödemeleri uygulamada anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeleri ile limited şirket müdürlerine yapılmaktadır.

Huzur hakkı, Türk Ticaret Kanunu’nun 394. maddesinde “yönetim kurulu üyelerinin mali hakları” başlığı altında düzenlenmiştir. Buna göre, yönetim kurulu üyelerine;

huzur hakkı,

ücret,

ikramiye,

prim,

kârdan pay

ödenmesi mümkündür. Ancak bu ödemelerin esas sözleşmede veya genel kurul kararında açıkça belirlenmesi zorunludur.

Önemle vurgulamak gerekir ki huzur hakkı:

bir iş akdine dayanmaz,

ancak kanundan doğan bir görev karşılığıdır,

bu yönüyle klasik ücret ilişkisinden ayrılır.

2. GELİR VERGİSİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRME: ÜCRET SAYILIR MI?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 61. maddesi, yönetim kurulu üyelerine bu sıfatları dolayısıyla yapılan ödemeleri ücret olarak kabul etmiştir. Bu nedenle:

Huzur hakkı ödemeleri GVK m.94 uyarınca stopaja tabidir.

Ücret tarifesi, GVK m.103’te yer alan dilimlere göre uygulanır.

Şirket açısından ise bu ödemeler, ticari kazancın elde edilmesi ve idamesiyle illiyet bağı kurulabildiği ölçüde gider yazılabilir.

Buradaki kritik nokta şudur:

Her huzur hakkı gider yazılamaz; ölçülülük ve gereklilik esastır.

Dolayısıyla huzur hakkı ödemeleri alanlar açısından Gelir Vergisi Kanunu uyarınca ücret olup, anılan ödemeleri yapan şirketler aynı kanunun 40/1 maddesi hükmü ( ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan giderler ) gereğince, söz konusu ödemeleri giderleştirebileceklerdir.

Bu ödemelerin ticari kazançtan indirim konusu yapılabilmesi için, yapılan ödemelerle ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi arasında açık bir illiyet bağının olması gerektiği, aksi takdirde gider olarak indirilen huzur hakkı ödemeleri nedeniyle cezalı tarhiyatla karşılaşılabileceği hususu unutulmamalıdır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94. Maddesi ve huzur hakkı ödemelerinde, Gelir Vergisi Kanununun 103. Maddesinde ücretler için belirlenen vergi dilimlerine göre stopaj kesintisi yapılıyor.

3. “VERGİ YÜKÜ OLMADAN” HUZUR HAKKI TARTIŞMASI NEREDEN GELİYOR?

Son dönemde bu tartışmanın temelinde asgari ücret istisnası yer almaktadır.

Gelir Vergisi Kanunu’nun 23/18. maddesi uyarınca:

Asgari ücret tutarına isabet eden kısım için gelir vergisi ve damga vergisi istisnası uygulanmaktadır.

Bu istisna, huzur hakkı ödemeleri için de geçerlidir. Ancak burada çok kritik bir sınır vardır:

İstisna, sınırsız ve otomatik bir vergi avantajı değildir.

Sadece:

Başka geliri olmayan,

Huzur hakkı tutarı makul seviyede kalan,

Emsallere uygunluk ilkesine aykırılık oluşturmayan

durumlarda fiili vergi yükü önemli ölçüde azalabilmektedir.

Başta da belirtiğim gibi, şirket yönetim kurulu üyelerinin almış oldukları sorumluluk ve yükümlülükler karşılığında, riskleri azaltmak alınan huzur hakkının bazı koşullar varlığı altında vergi istisnası bulunmakta ve vergi yükü olmamaktadır.

Şirket yönetim kurulu üyeliğinden huzur hakkı alanın eğer vergi kanunlarına tabi başka bir geliri bulunmuyorsa, asgari ücretteki vergi istisnası dikkate alınarak ve kurumlar vergisi oranı olan % 25 lik vergi oranı nedeniyle bir vergi avantajı elde etmiş olacak.

4. KURUMLAR VERGİSİ ETKİSİ: GERÇEK AVANTAJ NEREDE?

Uygulamada asıl avantaj, çoğu zaman kurumlar vergisi cephesinde ortaya çıkmaktadır.

Şirket;

ödediği huzur hakkını gider yazmakta,

buna bağlı stopaj ve damga vergisini ödemekte,

ancak toplam gider etkisi sayesinde kurumlar vergisi matrahı düşmektedir.

Bu durum, doğru planlandığında vergi avantajı yaratabilir. Ancak yanlış kurgulandığında örtülü kazanç riskini de beraberinde getirir.

5. En Büyük Risk: Transfer Fiyatlandırması ve Örtülü Kazanç

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi açık:

İlişkili kişilere yapılan ücret ve benzeri ödemeler, emsallere uygunluk ilkesine aykırıysa, örtülü kazanç dağıtımı sayılır.

Bu kapsamda;

Yönetim kurulu üyesinin şirketteki fiili katkısı,

Şirketin mali yapısı,

Benzer şirketlerdeki uygulamalar

dikkate alınmadan belirlenen yüksek tutarlı huzur hakkı ödemeleri, gider reddi + cezalı tarhiyat riski doğurur.

6. BORDRO, DAMGA VERGİSİ VE ŞEKLİ YÜKÜMLÜLÜKLER

Huzur hakkı ödemeleri için ücret bordrosu düzenlenmesi zorunludur (VUK m.238).

Damga vergisi, binde 7,59 oranında uygulanır.

Şekli eksiklikler, çoğu zaman esastan daha hızlı ceza üretir.

Sonuç: Huzur Hakkı Bir Vergi Oyuncağı Değil, Yönetişim Aracıdır

Huzur hakkı;

doğru kurgulanırsa hukuka uygun ve rasyonel bir mali haktır,

yanlış kullanılırsa örtülü kazanç, vergi ziyaı ve ceza üretir.

Dolayısıyla mesele,

“Vergi ödemeden huzur hakkı alınır mı?” değil; “Huzur hakkı hukuka, emsallere ve kurumsal yönetime uygun mu?” sorusudur.

Gerçek sürdürülebilirlik ve güven, ancak bu bakış açısıyla mümkündür.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...