Anneyi babayı şikayet etmek!
Şu aralar herkes itirafta bulunuyor.
Ne mana, ya da neyin ihtiyacı ile yapıyorlar bilemem.
Gündeme geleyim, herkes beni konuşsun ise bunu zamanın garipliği nedeni ile kabul edemem.
İnsanlar youtube programlarna katılıyor, sanki herkes duysun, her şeyi bilsin diye başlıyor anlatmaya.
Herkes her şeyi niye duysun, bilsin anlayışı.
Anladım.
Daha doğrusu ben pek anlayamam.
Ben bildiğimi söylerim, bildiğimi yazarım.
Eskiden.
Ailelerin aile albümleri vardı, bir araya gelir diz dize, omuz omuza, o fotoğrafları sayfaları çevire çevire bakardık.
Aile kokumuz vardı içi içe geçen.
Aile albümü gizliliği ve kıymeti bittikten sonra, herkes her şeyi sosyal medyadan paylaşırken bu hale geldik.
Bana göre arsızlık ile aidiyet duygusunun kaybolmasıdır.
Neyse esas konumuza gelelim.
Semiramis Pekkan, nerede olduğunu bilmiyorum bir açıklama yapıyor.
Doğduğumda çok çirkinmişim, "annem hemşireye bu benim değil galiba" demiş,
Babam da evlatlık vermeye kalkıkmış.
"Hiçbir zaman babamla yakınlığım olmadı, o yüzden eşlerim benden hep yaşça büyüktü" demiş.
Bildiğim kadarı ile babası albay yani askerdi, imkan var mı kızını çirkin diye evlatlık versin, ya da annesi bu benim çocuğum değil desin.
Semiramis Hanım'ın açıklamasını görünce, ünlülerin ya da insanların, sosyal medyalarında ya da programlarda ailelerini şikayet etmelerini anlayamam.
Anne baba ve ailesi kötü, çocuklarına zarar veren, aileler var mıdır?
Vardır.
Çocuklarını satan, sokaklara atan, hatta çöpe atan analar babalar yok mudur?
Vardır.
Ama analık babalık duygusunu analık kokusunu bu insanlar üzerinden anlatamayız ki.
Doğuran analar, yeni doğan bebeğin kokusunu bilir ve o kokuyu ömrü boyunca unutmaz.
O koku ana ve çocuğun hayata başlamanın ve hayata direnmenin kokusudur.
Ananın koynuna bırakılan kokular, hayatın koynuna bıraktığı kokulardan çok farklıdır.
Bakmayın siz, analar hayatın kahramanlarıdır.
Babalar sırtınızın dağıdır.
Analarınız babalarınız yani ailenizi anlatıp durmayın.
Hiç mi kokulu aile albümünüz yok?