Aile içi iletişimin önemi
Son günlerde yaşanan üzücü olaylar hepimizi derinden yaraladı. Elbette sadece üzülmekle kalamayız. Tüm sorumluluk sahipleri bilinç düzeyini artırmalı, meseleye daha fazla odaklanmalıdır. Ancak bir kez daha görüyoruz ki, aile içi iletişim her zamankinden daha önemli hâle geliyor.
Aynı evin içinde, dijital dünyada kaybolmuş; birbirleriyle konuşmayan bireyler… Fiziksel olarak aynı mekânda bulunduğunu sandığımız ama duygusal olarak birbirinden uzaklaşmış aileler… En büyük hatalarımızdan biri de “Benim evladım yapmaz” yanılgısıdır. Peki gerçekten aile bireylerimizi ne kadar tanıyoruz? Birbirimizle en son ne zaman uzun uzun sohbet ettik?
Özellikle ebeveynler, çocuklarının kendilerine açıkça konuşabilmesine imkân tanımalıdır. Yanlışıyla, eksiğiyle, doğrusuyla konuşabilecekleri bir alan oluşturulmalıdır. “Bizim evlat yapmaz” diyerek iletişim kanallarını kapatmak yerine, onların duygularını anlamaya daha fazla fırsat vermeliyiz.
Son dönemde artan boşanma oranları da eşler arasındaki iletişimin ne kadar zayıfladığını gösteriyor. Konuşmalıyız, birbirimizi dinlemeliyiz, anlamaya çalışmalıyız. Birlikte zaman geçirme kültürümüzü sadece mekânsal değil, duygusal olarak da güçlendirmeliyiz.
Çok basit gibi görünen birlikte akşam yemeği yeme alışkanlığı bile son derece kıymetlidir. Aynı sofrada oturmak, göz göze gelmek, o bereketi ve muhabbeti paylaşmak… Bunlar iletişimin en temel ve en güçlü unsurlarındandır.
Dijitalleşen dünya bizi birbirimizden uzaklaştırırken, bu gerilimli ortamda “İnanamıyorum, benim çocuğum bunu nasıl yapar?” diyen ebeveynlerin sayısı artıyor. Oysa kendimize sormalıyız: Biz bu süreçte birbirimizden ne kadar uzaklaştık?
Yeniden yakınlaşmayı birlikte sağlayabiliriz. Aynı dayanışma içinde, birbirimize destek olarak… Unutmayalım ki, bir bireyin en çok zorlandığı ve yalnız kaldığı anlarda sığınmak isteyeceği ilk liman ailesidir. Aile içi iletişim kanalları açık olursa, birey ne yaşarsa yaşasın, dönüp ailesiyle birlikte sorunların üstesinden gelebilir.
Belki tüm sorunları tamamen çözemeyiz. Ama “Yanındayım, seninleyim, birlikte aşarız” demek bile insana güç verir.
Toplumun her bireyine sahip çıkmak, yanında olmak bizim insani ve vicdani sorumluluğumuzdur.