Kazanan Trabzonspor, kaybeden alt yapı ruhu
Papara Park’ta oynanan Kasımpaşa karşılaşması, skor tabelasında Trabzonspor adına sevindirici bir 2-1’lik galibiyet yazsa da, oyunun ve kadronun bize söyledikleri üzerine ciddi biçimde düşünmeyi gerektiriyor. Bordo-mavililer bu galibiyetle puanını 41’e yükseltti, ancak sahadaki görüntü, özellikle ilk yarıda, “kazanan ama ikna etmeyen” bir Trabzonspor izlenimi verdi.
Maçın ilk 45 dakikası temposuz, üretkenlikten uzak ve açıkçası sönüktü. Tribünlerin beklediği coşku sahaya yansımadı, iki takım da kontrollü oyunu tercih edince devre golsüz eşitlikle tamamlandı. İşte tam bu noktada ikinci yarının başında yapılan Onuachu hamlesi, maçın kaderini değiştirdi. Nijeryalı golcü, oyuna girer girmez neden bu takımın en önemli silahlarından biri olduğunu gösterdi; klasını, zamanlamasını ve bitiriciliğini konuşturduğu şık golle Trabzonspor’u öne geçirdi.
Kasımpaşa’nın Diabaté ile verdiği hızlı yanıt, Trabzonspor adına maçın kolay geçmeyeceğinin işaretiydi. Ancak bu kez sahneye yine oyuna sonradan giren bir başka yıldız çıktı: Nwakaeme. Tecrübesiyle oyunu okuyan Nwakaeme’nin enfes pasını alan Zubkov, belki de sezonun en estetik gollerinden birine imza attı. Aşırtma vuruşu, sadece üç puanı değil, futbolun zarafetini de hatırlattı. Bu gol, uzun süre hafızalardan silinmeyecek, belki de “Zubkov Aşırtması” olarak Literatüre geçecek türdendi.
Ancak skorun ve güzel gollerin ötesinde, bu maçın asıl düşündürücü tarafı kadronun yapısıydı. Trabzon gibi milliyetçi duyguların, altyapı kültürünün ve yerli oyuncu kimliğinin her zaman ön planda olduğu bir şehrin takımı, sahaya 11 yabancı futbolcuyla çıktı. Dahası, çıkan oyuncuların yerine giren isimler de yabancıydı. Türk oyuncular Okay Yokuşlu ve Ozan Tufan ancak son dakikalarda şans bulabildi.
Bu tablo, Trabzonspor’un genleriyle ciddi bir çelişki barındırıyor. Yıllarca altyapısından çıkardığı oyuncularla başarıdan başarıya koşmuş, Türk futboluna damga vurmuş bir kulüp için bu görüntü sorgulanmalıdır. Fatih Tekke ve Başkan Ertuğrul Doğan, kısa vadeli sonuçların ötesine bakarak bu yapıyı derinlemesine irdelemelidir. Trabzonspor sadece kazanan değil, kimliğini sahaya yansıtan bir takım olmak zorundadır. Aksi halde alınan galibiyetler, geride cevabı zor sorular bırakmaya devam eder.