Anneler ne ister?
Anneler gününün yaklaşması ile birlikte büyük küçük birçok firma kampanyalar, indirimler sunarak geniş bir kitleye hitap etmeyi amaçlıyor. Bu süreçte duyguların en hassas noktalarına dokunan reklamlar hazırlanıyor, insanların kalbine seslenildiği iddia ediliyor. Ancak çoğu zaman bu duyguların gerçek anlamı geri planda kalırken, ön plana çıkarılan şey tüketim oluyor. İnsanlara ihtiyaçları olmayan ürünler, “sevgi göstergesi” adı altında sunuluyor ve böylece tüketim isteği adeta bir gereklilikmiş gibi aşılanıyor.
Piyasaya dahil olmayan, henüz bu düzenin parçası haline gelmemiş çocukların bile kumbaralarındaki birikimlerin hedef alınması, aslında bu sistemin ne kadar geniş bir etki alanına sahip olduğunu gösteriyor. Küçük yaşlardan itibaren bireylere, sevginin bir karşılığı olması gerektiği düşüncesi yerleştiriliyor. Oysa sevgi, ölçülebilen ya da satın alınabilen bir duygu değildir. Buna rağmen markalar, bu özel günü bir kazanç kapısına dönüştürerek pazar paylarını büyütmeyi hedefliyor.
Gelen tepkiler sonrası kaldırılan bir reklam filmi ise bu durumun ne kadar hassas bir noktada olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Toplumda farkındalık oluşturmak yerine yalnızca tüketimi teşvik eden bu tarz çalışmalar, aslında kimin mutlu edildiğini sorgulatıyor. Görünürde anneler mutlu ediliyormuş gibi sunulsa da, gerçekte kazananın çoğu zaman firmalar olduğu açıkça görülüyor.
Reklam filmi, çocuğu olmayan ve evcil hayvan besleyen kadınları da hedef kitleye dahil etmek amacıyla hazırlanmış bir içerikti. Elbette evcil hayvan besleyen insanlar için o canlının yeri ve önemi tartışılmaz. Onlara duyulan sevgi son derece gerçek ve kıymetlidir. Ancak annelik duygusu ile bu sevgiyi aynı çerçevede ele almak, iki farklı duyguyu birbirine indirgemek anlamına gelir. Bu durum, insanların hassasiyetlerini göz ardı ederek onları karşı karşıya getirebilecek bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Anne olmak, yalnızca bir günle, bir hediye ile ya da bir jestle tanımlanabilecek bir kavram değildir. Bir annenin beklentisi çoğu zaman çok daha sade ve derindir. Evlatlarının yanında olması, onların iyi ve sağlıklı olması, sevildiğini hissetmek… Belki küçük bir çiçek, belki içten bir söz… Aslında anneler için önemli olan şey, hatırlanmak ve değer gördüğünü hissetmektir.
Ancak bu süreçte, anne olmayı arzulayan ya da annesini kaybetmiş olan bireyler de çoğu zaman göz ardı ediliyor. Bu insanlar için Anneler Günü, neşeden çok bir eksikliği hatırlatan bir gün olabiliyor. Yoğun reklamlar ve tüketim odaklı mesajlar arasında bu duygular çoğu zaman kayboluyor, hatta derinleşiyor. Bu yüzden bu özel günün yalnızca kutlama değil, aynı zamanda empati kurma günü olması gerektiği unutulmamalıdır.
Özünde ailenin en değerli varlıklarından biri olan annelerimizi mutlu etmek, alınan hediyelerle sınırlı olmamalıdır. Asıl önemli olan, onların hayatımızdaki yerini fark etmek ve bunu sadece bir gün değil her gün hissettirebilmektir. Küçük bir ilgi, içten bir teşekkür, birlikte geçirilen zaman… Bunlar çoğu zaman en pahalı hediyelerden bile daha değerlidir.
Tüm annelerin ve anne olmak için çabalayan tüm kadınların Anneler Günü kutlu olsun. Sevginin, anlayışın ve emeğin karşılığının yalnızca bir güne sığdırılmadığı bir dünya dileğiyle…
‘’Cennet annelerin ayakları altındadır.’’ Hz.Muhammet S.A.V