Samimiyetsiz iletişim
Yazılarımızda genelde sosyal ilişkilerimizi ve iletişimi ele alıyoruz. Bugün “neler yazayım?” diye düşündüğümde, çevreme dönüp baktım ve hayatın akışı içinde gördüğüm birkaç üzücü durumu paylaşmak istedim.
Sosyal hayatta, aile içinde, akrabalık bağlarında; hayatın insana dair dokunulacak hangi kısmı varsa tamamında iletişim var. Ama bir şey eksik: Samimiyet. İnsanların birbirine eskiye nazaran daha az güvendiğini, muhabbet bağlarının çok daha fazla zayıfladığını görüyoruz. Hangi ara bu kadar birbirimizden koptuk bilmiyorum ama sahte tebessümlerin, yapmacık gülüşlerin, art niyetli planların zirveye çıktığı bir dönemdeyiz.
Aslında çok fazla şey istemiyoruz. Aradığımız sadece biraz samimi dokunuş. Oysa belki de bizi güçlü kılan, medeniyet kodlarımızın temelinde yer alan; birbirimize ait sosyal bağlarımızdı. Ne yazık ki bu bağlar giderek zayıflıyor. Oysa hatırlatmak lazım: Sosyal ilişkileri güçlü, birbirine can bağıyla bağlı toplumlar yarınlara daha güçlü yürüyebilir.
Hayatta her şeyi kazanabilirsiniz: Farklı makamlar, mevkiler, maddi kazanımlar… Ama samimiyetinizi kaybederseniz, sonu her zaman hüsran olan bir yolculuğa çıkmış olursunuz.
Bizim bu aralar çok samimiyete ihtiyacımız var. İçten, kalpten, gerçekçi… Birbirine inançsal değerleriyle bağlı, insani refleksleriyle dokunan bir samimiyete ihtiyacımız var.