GS-FB ve Japonlar

YAYINLAMA:

Son birkaç gündür Japonya’nın en üst futbol ligi J1 League içerikli haberler geliyor.

Futbolda beraberliğe son veren bir sistem arayışı var.

Bunun için de, 90 dk berabere biterse penaltılara gidilecek bir sistem üzerinde çalışılıyor.

Aslında 2023’te açıklanan karar, Şubat 2026 başında uygulamaya başlandı. 

Buna göre, puanlama şöyle oluşacak:

 – Normal galibiyet (90 dk): 3 puan  – Penaltı galibiyeti: 2 puan  – Penaltı mağlubiyeti: 1 puan  – Normal mağlubiyet: 0 puan Uygulama, 2026 yılı geçiş sezonunda oynanan J1 100 Year Vision League (Japon ligi’nin 100. Yılı için düzenlenen özel turnuva) ile başladı. Maçlar berabere bitmiyor; 90 dakika eşitlikle sona ererse doğrudan penaltı atışlarına gidiliyor, puanlama o şekilde yapılıyor.

Bu kurallar ana ligde geçerli değil. Bu değişiklik özel bir geçiş turnuvası kapsamında yapılıyor.

Aslıda biz bu uygulamayı, ABD’deki MLS (Major League Soccer) maçlarında, 1996’da görmüştük. Deneysel bir kural olarak kullanıldı ve sonradan kaldırıldı. 90 dakikanın sonunda berabere biten maçlar klasik beraberlikle sonuçlanmıyordu. Takımlar, 35 yard (yaklaşık 32 m) mesafeden başlatılan ve oyuncunun kaleciyle bire bir karşı karşıya kaldığı özel bir atışla galibi belirliyordu. Oyuncular, topu alıp sadece beş saniye içinde gol atmak zorundaydı ve kaleci ileri çıkma serbestisine sahipti; başarılı olursa takımına puan kazandırıyordu. Bu format, uzun klasik penaltı atışlarından farklıydı ve basketbol veya hockey’daki shootout’lara benzer şekilde “gösteri” ve dramatik bir karar mekanizması sunuyordu.

Bu sistem, MLS’in ilk dört sezonu boyunca (1996, 1997, 1998 ve 1999 yıllarında) uygulandı ve 1999’un sonunda kaldırıldı.

MLS’in büyüme stratejisinde ‘dünyadaki futbolun ortak kurallarına daha fazla uyum sağlamak’ öncelikli etkendi. Shootout, küresel futbol topluluğu ve fanatik takipçiler tarafından “yabancı” görüldü. Çekirdek futbol izleyicisini yabancılaştırdığı düşüncesi ağır bastı. Ayrıca, teknik ekipler ve oyuncular da bu formatın oyunun performans dinamiklerini olumsuz etkilediğine dair eleştirilerde bulundu.

Japonya, doğrudan penaltılara giderek puanlamayı değiştiren bir çalışmayı deniyor.

İki takımın rekabetiyle iyice sığlaşan futbolumuz, ne yazık ki futbolun yarınına akıl yormuyor.

 

***

HİDROJEN ARTIK OPERASYONDA

Avrupa’da hidrojen artık “pilot” değil, “operasyon” diliyle konuşuyor

Hidrojen yıllardır konferansların yıldızıydı; 2025–2026’da ise sahaya inen tarafı hız kazanmış durumda. Bakın, dünya genelinde, taşımacılık ile başlayan birkaç örnek bile bu durumu nasıl gözler önüne sergiliyor:

1) Ağır taşımacılıkta kilometre sayacı konuşuyor: Hidrojenli kamyonlar toplam 20 milyon km menzile ulaştı.

2) Avrupa mevzuatı da artık “inşa et” diyor (AFIR).

3) AB’nin “yeşil hidrojen” tanımı: RFNBO kuralları resmileşti.

4) Rotterdam “hidrojen hub” olmaya oynuyor.

5) Almanya–Fas iklim ve enerji ittifakı.

6) Denizcilikte FuelEU Maritime: 1 Ocak 2025 etkisi.

7) Avrupa Hidrojen Bankası: “Üret ama satacak pazar da olsun”.

Bu başlıkları kısaca açıklayalım.

Hyundai Motor Company, 5 Şubat 2026’da yaptığı resmî açıklamada, XCIENT Fuel Cell (sınıf-8 ağır hizmet) kamyon filosunun Avrupa’da toplam 20 milyon km sürüşe ulaştığını duyurdu.

Bu kilometre taşının 5 yıl boyunca gerçekleşen gerçek operasyonu yansıttığı ve 165 kamyonun İsviçre, Almanya, Fransa, Hollanda, Avusturya olmak üzere 5 ülkede kullanıldığı belirtildi.

Sahada hidrojenin büyümesi için tek başına araç yetmez; istasyon ağı şart. AB’nin Alternative Fuels Infrastructure Regulation – AFIR düzenlemesi burada kritik öneme sahip.

AB Komisyonu’nun resmî sayfasına göre Regulation (EU) 2023/1804 (AFIR) 13 Nisan 2024 itibarıyla uygulanır hâle geldi; hedef, AB genelinde alternatif yakıt altyapısının asgari seviyede ve birlikte çalışabilir biçimde kurulması.

Bu, “hidrojen kamyonu aldım ama istasyon yok” cümlesini orta vadede azaltmayı hedefleyen bir düzenleme omurgası.

“Yeşil hidrojen” artık tanımsız bir slogan değil: AB kuralları netleştirdi

Hidrojen piyasasında büyük kavga şu: Hangi hidrojen ‘yeşil’ sayılacak? AB bu konuda tanımı keskinleştirdi.

“Yeşil hidrojen” etiketi artık pazarlama cümlesi değil; ilave yenilenebilirlik / zaman uyumu / emisyon metodolojisi gibi şartlarla denetlenebilir bir kategori.

Limanlar, koridorlar ve hidrojen türevleri ile Avrupa’nın yeni enerji lojistiği oluşuyor.

Hidrojenin Avrupa’ya gelişi yalnızca boru hattı hikâyesi değil; amonyak gibi taşıyıcılar ve liman altyapısı da işin merkezinde.

Kuzey Afrika sahneye çıkıyor: Fas (Morocco) – Almanya hattı “hidrojen jeopolitiği”ne dönüşüyor.

Almanya, Fas gibi farklı kuzey Afrika ülkeleri ile de iş birliği içinde. Elbette Türk-Alman Enerji Forumu gibi güçlü yapılar, özellikle COP31 yolunda, yeni olasılıklar da sunuyor.,

Avrupa Komisyonu’un “European Hydrogen Bank” sayfasında da vurgulandığı gibi göre, ilk açık artırma Kasım 2023’te başlatıldı, Şubat 2024’te kapandı. Yaklaşık 720 milyon Euro destekle AB içinde yenilenebilir hidrojen projelerine fiyat farkını azaltıcı mekanizma kuruldu.

Sonuçta, Ağır taşımacılık /Tanım ve sertifikasyon / Altyapı ve ticaret koridorları başlıklarında somut adımlar var.

COP31 için tüm gücümüzle harıl harıl çalışmalara başladık.

Yeşil hidrojen, yeni bir öykü için Türkiye Yüzyılı vizyonuna katkı sağlayacaktır.

İhmal edilmemeli.

 

***

AH ANTAKYA, ÇOK YAŞA AHMET ESKİOCAK! 

Acılar yine tekti Antakya’da.

Herkesin ortak kaybı, herksin ortak acısıyla…

Kimileri öfkeli, isyanda ama gözler hep yaşlı…

Her 6 Şubat böyle bundan sonra.

Üç yıldır böyle, kuşaklar boyunca da böyle olacak.

Kayıplarımızın yeri dolmayacak.

Bu yıl, babamın birinci yıldönümüydü 2 gün sonrası.

Ailecek ortak hüznü paylaşırken tam 52 yıl önce yoluma ışık tutan ilkokul öğretmenimi buldum.

Bundan 45 yıl önceydi, İnönü İlkokulu’nu birincilikle bitirme gururunu yaşamıştım.

Şimdi ne okulum ne enkazı kaldı!

Antakya’nın gözdesi Atatürk caddesinde, kaldırımdan 25-30 metre yüksekteki bahçesi bile hemzemin edilmiş.

Çevresinde, 7 Şubat’ı gören tek bine kalmamıştı.

Şimdi her yer (özellikle ana arterler) TOKİ binalarıyla çevrili.

Her caddede yol boyunca çekilen setlerin bir bölümünde çalışmalar sürüyor.

Kimileri, tamamlanmış, neredeyse teslim edilecek aşamaya gelen TOKİ binaları, aynı renk, aynı doku aynı görüntüde sıralanıyor. 

Kente girerken on binlerce insan ev olan konteyner kentler de hayatın parçası.

Yapılan işler inanılmaz boyutta, ama hasar da öyle.

O çepeçevre setlerin bir bölümü hala enkazları gizliyor.

Ahmet Eskiocak, sevgili öğretmenim, 45 yıldır dilimden düşmeyen eğitici…

Birkaç dakikada koca ömürleri özetledik birbirimize, sarıldık, ağlaştık…

Depremde çok büyük maddi kayıpları olmuş. Ama en önemlisi, üç aylık evli kızını yitirmiş.

Ellerinden öptüm öğretmenimin, bir daha eskisi gibi olmayacak herşeyi anarken…

Çocukluğumu, okulumu, arkadaşlarımı, kayıplarımızı, Antakya’yı…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...