Bilge liderin “su misali” ilhamı ile “Diyar-ı Devlet” tablosu
Yaşama dair her başlığın içerisinde mutlaka SU vardır. Hava, gıda, toprak, vücut gibi. Ve SU; umudun da ilhamıdır, bir nehir ya da deniz kıyısında oturup “vuslata” dair dizeleri kainata nakşetmek ve bu uğurda azmetmek gibi…
ANLAMAK VE ANLAŞILMAK ÜZERİNE
Bir süre önce ziyaret ettiğim Bilge Lider Devlet Bahçeli ile gerçekleştirdiğim değerli sohbet, zihnime ve ruhuma Türkiye ile birlikte küresel ilhamların da “su misali” akın etmesine vesile olmuştu. Bilge Liderin her cümlesinde asırlık manâlar vardı; çözmesini, anlamasını, elde ettiklerini birbirine bağlamasını ve uygulamasını bilen için.
Zira “anlamak ve anlaşılmak” insan neslinin en kadim sorunlarından biri oldu her daim. Günümüz yüzyılında da teknoloji bağımlılığı nedeniyle bu sorun pik yapmış durumda. Ne sözlerden ne de gözlerden hiçbir şey anlamıyor artık kimseler.
22 Ekim 2024 tarihinde Bilge Liderin kürsüden yaptığı konuşmayı hatırlayın. O gün kimseler manâyı anlamamış ve “yeni bir açılım” mı başlıyor demişti. Halbuki 22 Ekim 2024’te yapılan o cesur açıklama yeni bir açılım açıklaması değildi, “saçılım olmasın” açıklaması idi.
Bilge Lider 22 Ekim 2024’te kürsüden “Terörsüz Türkiye başlasın” dedi ve anında kıyametler koparıldı anlamayan-anlamak istemeyen güruhlar tarafından. Halbuki kıyametler koparmaya gerek yoktu, sadece Bilge Lideri “anlamak” gerekiyordu. 22 Ekim 2024’teki konuşmasıyla Bilge Liderin Terörsüz Türkiye çağrısını gören ve anlayan yüreğimle hemen ertesi gün (23 Ekim 2024’te) köşemde şu başlığın altını doldurdum; “Bahçeli ‘açılım’ demedi ‘açılım olmasın’ dedi…”
(https://www.gazetebirlik.com/kose-yazisi/19144/bahceli-acilim-demedi-sacilim-olmasin-dedi)
NUH’UN GEMİSİ İLANI VE İNŞAASI
O tarih aslında Ortadoğu ve dünyanın sürüklendiği fırtınaların önceden hissedilmesiyle “her şeyi bir kenara bırakıp önce vatan bilinciyle acilen yan yana gelmemiz gerekiyor” açıklamasıydı.
Bilge Lider şu an Ortadoğu ve dünyanın geldiği uçurumlardan Türkiye’yi kurtarmak için 22 Ekim 2024’te NUH’UN GEMİSİNİ inşa ettiğini ilan etmişti aslında. Bu ilan “amasız fakatsız” her kesimin destek sunması gereken bir durum olsa da ilk etapta pek çok kesim köstekler sermeye çalıştı bu yola. Geldiğimiz ikinci yılda; bu kösteklerin işe yaramadığı, bu yola inananların azminin engelleri umursamadığı, bu yolun devlet yoluna dönüştüğü görüldü.
DİYAR-I DEVLET TABLOSU

Umuttan ve hayattan yana “su misali bilgeliğini” Terörsüz Türkiye yolunda da canını ortaya koyarak sergileyen Bilge Lider Devlet Bahçeli’yi bir süre önce ziyaret etmiş ve değerli cümlelerine vakıf olmuştum. Her zaman olduğu gibi o sohbetten de pek çok başlıkta ilham doğmuştu ruhuma ve zihnime. Fakat bu kez Bilge Lidere dair beliren bir ilham daha vardı bende. O ilham ile döndüm Diyarbakır’a. Sonra ne olmalı-nasıl olmalı diyerek yavaş yavaş parçalar oturmaya başladı zihnimde ve DİYAR-I DEVLET Tablosu netleşmeye başladı.
Surlarıyla ünlü Akkoyunlular Payitahtı Diyar-ı Bekir, zihnimdeki ilhamla bir anda Diyar-ı Devlet olmuştu.
Diyarbakır Surlarında 82 dış burç var ve Harput Kapı, Urfa Kapı, Mardin Kapı, Yeni Kapı olmak üzere surları dışarıya bağlayan 4 ana kapı var…

Ne muhteşem tevafuktur ki binlerce yıl öncesinden sanki bugünü simgelemiş Diyarbakır Surlarına can veren sayısız medeniyet.
Bilge Lider Devlet Bahçeli’nin ilhamıyla Diyar-ı Devlet Tablosu nasıl mı şekillendi? Hemen anlatıyorum; 81 dış burca bir ilimizin adı verildi ve buluşma noktası olan 82.burca da TÜRKİYE YÜZYILI adı verildi. Dört ana kapı birer nehir olarak tasvir edildi ve her nehire Diyarbakırlı Sezai Karakoç, Ahmed Arif, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Gökalp’e ait şu dizeler nakşedildi;
*Sezai Karakoç; gelin gül ile başlayalım atalara uyarak, baharı koklayarak…
*Ahmed Arif; terk etmedi sevdan beni, aç kaldım susuz kaldım…
*Cahit Sıtkı Tarancı; memleket isterim, kardeş kavgasına nihayet olsun.
*Ziya Gökalp; ben, sen yokuz BİZ varız.
Vatan aşkıyla dolu cümlelerle akıp çağlayan dört kapı/nehir/şair/yazar tam surların kalbinde yer alan Bilge Lider Devlet Bahçeli merkezinde buluştu, kenetlendi, tek yürek olup güçlendi. Surların yan tarafında da Unesco Kültür Mirası olarak kabul edilen; On Gözlü Köprü, Hevsel Bahçeleri, Dicle Nehri triası resmedildi. Ve Suriçi’nde yer alan farklı medeniyetlerin inşa ettiği önemli/tarihi yapılar da Bilge Liderin etrafında konumlandırıldı; tüm farklılıklarına rağmen aşkla dönen pervaneler misali…

Böylelikle Bilge Liderin SU MİSALİ ilhamı ile Diyar-ı Devlet Tablosu can buldu.
Bilge Lider Devlet Bahçeli’ye tabloyu takdim ederken ve tablonun sembolize ettiği manâyı anlatırken gönlündeki mutluluğu gözlerinden okumak, tarifi imkansız bir mutluluk ve gurur verici bir coşkuydu. Zira anlamak, anlaşılmak, aynı yola yoldaş olmak bir insanın sahip olabileceği en büyük servettir, hele ki mesele vatan ise…
Nisan ayı ile birlikte Terörsüz Türkiye yolu yeni bir eşiği daha geride bırakacak. TBMM Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bu kez kanuni ve hukuki gereklilikleri görüşmek üzere çalışmalarını sürdürecek.
Elbette ki detayların ve bireylerin kaprisleri, istekleri değil Türkiye’nin ve totalin menfaatlari, geleceği, huzuru düşünülecektir zira; merhum Ziya Gökalp’in dediği gibi “sen, ben yokuz BİZ varız” demenin vaktidir artık.