İnsani değerler

YAYINLAMA:

"5 yıldır aynı kurumda çalışıyorum. Oğlum 2 yıl önce okula başladığında çok mutluyduk. Ancak bir süre sonra bazı harfleri yanlış çizdiğini, yanlış okuduğunu fark ettik. Gerek öğretmeni gerekse biz doğrusunu gösterdiğimiz halde yanlış okuyor ve yazıyordu. "P"yi "b" olarak veya "b"yi "d" olarak okuyunca da başarısız ve huzursuz oluyordu. Zaten solak yani sol tarafı baskın. Çocuğumuz da durumun farkındaydı ve üzülüyordu. Anne ve baba olarak ne yapacağımızı bilemedik. Nasıl olmuş bilmiyorum ama insan kaynakları müdürümüz bu durumu öğrenmiş. Müdürümüz gerçekten çok iyi niyetli ve yardımsever biri. Kurumda bu tür şeyleri öğrendiğinde duyarlı davranır. Benimle görüştü. İki gün sonra da eve geldi, oğlumla tanıştı ve güzel bir zaman geçirdi. Daha sonra bu konuyu bizim için araştırdı. Bu konuda uzman biri nörolog diğeri pedagog eşliğinde 5 ay süren tedavi ve eğitim çalışmalarımız oldu. Çocuğun durumu düzeldi. Gerçekten aile olarak çıkmazda olduğumuz bir dönemde, iş yerimiz bize âdeta sahip çıktı, ilgilendi, destek oldu.  Bunu hayatımız boyunca unutmayacağız."

Bu örnek olay İnsan Kaynakları Yönetimi ve İnsani Değerler konulu bir konferansımda bir yönetici tarafından aktarıldı. Konferansı ilgi ile izleyen katılımcı 38 yaşında ve bir mağazalar zincirinin merkezinde muhasebe müdürü olarak görev yapıyordu. İnsan kaynakları müdürünün insani değerlere duyarlı oluşunun sonuçları açık biçimde görülmektedir. Ve insani değerlere duyarlı olmak için insan kaynakları yöneticisi olmak şart değildir.

Günümüzde kurumların en önemli işlevlerinden birisi hiç kuşkusuz insani değerlerdeki aşınmayı azaltacak ve iyileştirecek politikalar üretmektir. Çünkü günümüz şartlarının neredeyse otomatikleştirdiği hayatın farklı bakış açıları ve özellikle insani değerler yönüyle ele alınması gerekmektedir. İş ortamlarında çalışanların sadece iş çıktıları değil insani yönlerinin de mutlaka göz önünde bulundurulması gereklidir.

Her geçen gün büyük bir hızla artan dijital ortam ve bilgi birikimi, bir yandan daha rahat bir hayat olanağı getirirken diğer yandan kişilerin, hızlı bilgi artışı ve hızlı değişmelere uyum sorunları ile karşı karşıya kalmalarına yol açmıştır. Bunun bir sonucu olarak toplumsal aşınma, değersizlik, yabancılaşma, duyarsızlık, insani duyguların, etkileşim ve iletişimin azalması ve benzeri durumlar toplumlarının en önemli sorunlarını oluşturmaya başlamıştır.

Günümüz dünyasında "doğruluk", "dürüstlük", "karşılıklı saygı", "iyi niyet", "hoşgörü", “merhamet” gibi temel erdemler ne yazık ki tartışılır hale gelmiştir. İnsani duygulardaki aşınma, anne-baba-çocuk arasında yaşanan etkileşimden, aynı otobüste yer alan yolculara, aynı amaç etrafında çabalarını birleştiren insanlardan oluşan kurumlara, işletmelere kadar hayatın her alanında etkili olabilmektedir. Bütün bu gelişmeler, insanı temel alan eğitici ve bilgilendirici çalışmalara, yaklaşımlara olan ihtiyacı da çoğaltmaktadır.

Yöneticiler aynı zamanda insani değerlerin de en iyi temsilcileri olmalıdırlar. Bu başarıldığı oranda kişiler kurum kültürünü benimseyecek ve bu kültürün bir parçası olacaklardır.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...