Sevgi neden karın doyurmuyor?
Bir önceki ‘Şerefiniz kadar altın muamması’ başlıklı köşe yazım için çok güzel yorum ve mesajlar gönderen okurlarıma çok teşekkür ediyorum. Hatta bu konuyu bir yazı dizesi haline getirmem gerektiğini söyleyen meslektaşlarım oldu. Bunları duymak ve duygulara tercüman olmak çok kıymetli. Bu hafta da bu konuya benzer bir konuyu kaleme almak istedim.
Eskiden sevginin paradan daha değerli olduğu şu dünyada, şimdi ne yazık ki sevginin karın doyurmadığı bir gerçeği yaşıyoruz..
Katılmamak mümkün mü? Birçoğumuz sevgi denilen o kutsal değeri yerler altına aldık. Ne için? Gerçekte elimizin kiri dediğimiz, ama ne yazık ki esiri olduğumuz hayatın her şeyi olan ve birçok satın alabilen bir kâğıt parçası için. Paranın sevgiye hükmettiği bu dünya da sevginin karın doyurmadığı bir gerçeği yaşamamak mümkün mü?
Birçoğunuz büyüklerinizden duyuyorsunuz değil mi? ‘Sevgi karın doyurmuyor kızım, oğlum’ ‘ Ben babanı aldım fakirlik çektim, sen çekme’ sözünü. Böyle diye diye sevginin değerini yerlere paspas yaptık. Çünkü şimdi insanları önce parayla ölçüyoruz, ondan sonra sevgimizle biçiyoruz.
Örnek vermek gerekirse; zengin kız, fakir oğlan hikayesi. Birçoğumuz paranın gücü yüzünden sevdiğimiz yârimize kavuşamıyoruz. Ne yazık ki, dünya malının esiri olmuş bazı aileler evlatlarına eş seçerken; ahlaktan, maneviyattan ve saygınlıktan önce, ev, araba ve parasına bakıp değer biçtiği şu dünyada sevginin karın doyurmadığı gerçeğiyle hangimiz yüzleşmiyoruz ki?
Eskiden ise tam tersi değil miydi? Bakın televizyonlara, bir göz odada ne büyük sevgiler karın doyuruyordu. Küçücük bir oda içinde, kocaman sevdalar yaşandı bu diyarda. Bir kişinin dürüstlüğü ve hayata karşı olan mücadelesi eş kriterinizde önceliğiniz olsun. Neye sahip olursanız olun, arkanızda kimler olursa olsun, izni dahi olmasaydı yaprağın kıpırdamayacağı bir güç olan senin rızkına kefil hüdadır. Hiçbir şeyin garantisi yok. Bugün parası için sevda tohumu ektiğiniz kişinin yarın elindekilerini kaybedebileceği ihtimalini hiç unutmayın ve tabii ki bugün parası olmayan insanında yarın sizin sevginizi satın alacak kadar zengin olabileceğini de…
Her şeyin maddeleştiği ve maddenin daha da kıymet gördüğü bu çağda, latif olmak ve ruhun ihtiyaçlarını gözetmek bir ayrıcalıktır. Ruhun değerini yücelten şeylerin başında sevmek ve sevilmek gelir. Günümüzde evlilik kapılarını açan yegane kilit maddiyat olduğu sürece, sevginin tekamülü mümkün olabilir mi? Bir insanın duygularını satın alabiliyorsanız, maddi olarak güçsüzleştiğinizde sizi sırf maddiyatınız için tercih edecek birinin sevgisinin de güçsüzleşmesinden endişe duymayacak mısınız? Ekonomik refah elbette psikolojik dayanıklılık için önemlidir. Eşlerin huzuru için ortalama bir bütçeye sahip olmak da gayet yeterlidir. Çiftler “biz üstesinden geliriz” gücüne sahip olduktan sonra hangi zorluk onların sevgi temelinin dibindeki dinamit olabilir? Şöyle durup kalbimize bir soralım “benim aynı yolu yürüyeceğim kişide öncelikli ölçütüm hangisi?” Eğer “sevgi” cevabını verebiliyorsanız, dalgalar birliktelik geminizi alabora etmeye güç yettiremez. Dilerim ki, güzel bir sevgi yolculuğuyla kalbiniz huzuru bulsun. Dalgalarla mücadele etmek yerine, manzaranın tadını çıkardığınız bir sevginin muhatabı olmanız duasıyla… Sevgiler.