Ah Gülistan!
Gencecik Gülistan, 20 Ocak 2020 tarihinden itibaren yok.
Gülistan'ın aramalarının yapıldığı köy küçücük bir köy.
5/10 hane var ya da yok.
Dar tenha virajlarda gidilen bir yolu var, sık ormanlar yok, seyrek çalılıkları var.
Gülistanı kaybolduktan sonra, Ese -halefi denilen bir türbenin yan tarafında arıyorlar.
Köylüler o tarihte kimin arandığını bile bilmiyorlar.
Ve köylüler diyorlar ki, jandarma gece arama yaptı.
Hatta, jandarma bile kimin cesedini aradığını bilmeden arama yapıyor.
Hatta orada bir mağara varmış, dipsiz kuyu gibi orada da arama yapıyorlar.
Sonuç Gülistan yok.
Bunların hepsini gizli tanık var ve o anlatıyor.
O tarihte köylü de duymadık bilmedik diyor.
Ve.
Dosya da ortada yok, ya dosya karmakarışık.
Derken aradan 6 sene geçiyor.
2024 kararnamesi ile atanan, Türkiye’nin 3 kadın savcısının biri olan Ebru Cansu oraya atanıyor.
Ebru Cansu gencecik bir kadın savcı.
Ve diyor ki özel bir ekip kurun ve bu kıza ne oldu bulalım.
Ömrümde ilk defa görüyorum.
Kızın cesedi ortada yok.
Delillerden ve ipuçlarından yola çıkarak cinayet var deniyor ve başlıyorlar kızın cesedi bulmak için aramaya.
İlmik ilmik bütün kameraları tarıyorlar, sosyal medya hesaplarına bakıyorlar, WhatsApp’lara bakıyorlar.
Evet kız ortada yok.
13 şüpheli var, şüpheliler arasında valinin oğlu var, emekli bir polis var.
Görüşme trafikleri, silinen sim kartı, para transferleri ve banka dokümanları derken.
Sağlam bir soruşturma başlıyor.
Erkek arkadaşı var ve araştıran, anlatan ve konuya tam hakim olan gazeteciler var.
Sonuç ne olur bilmiyorum.
Eskiden ceset bulunamayınca cinayet davası açılamıyordu.
Ancak Yargıtay'ın bu konuda, ceset bulunmazsa dahi, kuvvetli yan delillerin dava açmaya yeteceğine dair son dönem içtihatları var.
Çok şükür diyelim.
Dava dışında, duygusal taraftan yani ailesinin aciz kalan kederi, elemi üzerinden bakıyorum.
Bildiğim tek şey, bir genç kız ortadan kaybolabilir mi?
Bir insanın kaybolması bu kadar kolay olabilir mi?
Bir insanın, kaybolacak ve bulunamayacak kadar çaresiz kaderi olabilir mi?
Olmamalı.