9 Mayıs Zafer Gününe düşen gölge: Ukrayna savaşında neredeyiz?

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

9 Mayıs Zafer Günü Töreni haberleri basına düşmeseydi, Ukrayna Savaşına bakmak aklımıza gelecek miydi bilmiyorum. Oysa savaş, yıpratma harbinin en yıpratıcı safhaları ile sürüyor. Ukrayna çok üşüdüğü bir kış geçirdi, Rusya’da ekonomik zorlukları halk iliklerine kadar hissediyor. Her iki aktör de birbirinin kritik alt yapısını ve büyük şehirlerini hedefleyebiliyor. Kızıl Meydan’da yapılacak geleneksel törenin- ki zamanında Trump’ın benzeri askeri tören istiyorum kıskançlığına tutulmasına neden olmuş bir görkemde icra edilirdi- iptal edilmesinin gündeme gelmesi Ukrayna dronlarının bu savaş içerisinde nasıl etkili olduğunu gösteriyor. Uzun bir süredir Karadeniz’de Rus Filosunun sığınak olarak kullandığı limanlardan rahatça çıkamadığını da biliyorduk. Kısaca Kiev’in dron gücü ve Rusya’ya sızabilme olasılığı Moskova’yı tedirgin ediyor. Açıkçası 4 sene süresince kendisinden kat be kat üstün bir konvansiyonel güçle cenk eden bir orta büyüklükteki güç için oldukça önemli bir başarı.

SAVAŞIN GÖLGESİ TÖRENE DÜŞÜYOR

Bu başarı yansımasını Kızıl Meydan’da da gösterdi. Tören belki iptal edilmedi ama gösteriş cüssesi açısından Moskova bir küçülmeye gitti. Bu küçülmenin ekonomik boyutu vardır. Ayrıca Batılı gazeteler ve haber portalları bir süredir Kremlin’de yine-yeniden bir darbe bekliyorlar. Putin’in savaşı kazanamamasının ve Trump döneminden yeterince faydalanamamış olmasının yarattığı bir memnuniyetsizlik Rus elitleri tarafından hissedilmektedir. Bu elitler eski oligarklara benzemese de Rusya’nın Putin tarafından yeniden yapılandırılmış ekonomisinin organik parçası oldular. Bugün süregiden savaş nedeniyle artan petrol fiyatlarının yarattığı kazanç havuzundan yeterince beslenemiyorlar. Bunun yarattığı memnuniyetsizlik de stratejik memnuniyetsizliğe ekleniyor. Yine de kimse hayal kurmasın; Rusya, Ukrayna büyük Rus kentlerini -o kapasite ile bu kapasite ile- hedef alabilme imkanına sahip olmuşken, ama savaştaki el yükseltme riski/stratejik nükleer caydırıcılık nedeniyle eli kimi zaman tutuluyorken ve benzeri bir tehdit oluşturma kapasitesi büyük Avrupa şehirleri için Rusya’nın elindeyken Putin sonrası stratejik duruşunu kolay kolay değiştirmez, değiştiremez. Bir Putin gider, bir Putin gelir. En azından bugünkü Putin’e herkes alışık, Trump filan konuşabiliyor, o yüzden kimsenin gerçekten bir iç darbeyle Rusya’nın kaosa sürüklenmesini şu anda desteklediğini düşünmüyorum.

Moskova’da küçük törenin en önemli nedeni büyük ihtimalle güvenlik kaygılarıydı. Üç gün öncesinde hem Ukrayna hem Moskova karşılıklı rakip ateşkesler ilan ettiler, hatta Zelenski bir karar yayınlayarak, Kızıl Meydan’da kutlamalara izin verdiğini duyurdu. Tabi Ruslar kızdılar, Rusların kızmasına Ukraynalılar kızdı; ateşkes delindi filan. Sonra Trump 3 günlük ateşkes ve esir takası konusunda iki tarafın anlaştığını duyurdu. Bu arada Putin, Kızıl Meydan’da yaşasın nidaları ve top atışları ile biten konuşmasını yaptı. Konuşmasında Ukrayna savaşında zafer vaat etti. Bu arada meydana barkovizyonlar kurulmuştu. Bu sene askerler, tanklar, füzeler meydanda güç gösterisinde bulunmadılar. Güvenli bir ortamda kaydedilmiş görüntüler halk ile paylaşıldı. Büyük ekranlarda tanklar ve füzeler Rus gücünün baki olduğunu, sanal-manal görülebildiğini kanıtladı. Daha güzeli Kore askerleri Rus tank ve füzelerinin boşluğunu görünür biçimde doldurdular. Pyongyong’un Ukrayna Savaşı bağlamında görünür olmaktan da Ukrayna dronlarının hedefi olmaktan da korkmadığını gördük.

SAHADAKİ ÇIKMAZ HALA RUSYA’NIN LEHİNE AMA…

Bütün bunlara rağmen sahadaki denklem kırılabilmiş değil. Rusya Donbass’ın büyük bölümünü işgali altında tutuyor, ama bir türlü tamamını ve ilerisini kontrol edemiyor. Ukrayna da Rus sivil gemilerini hedef alabilecek ve Rus şehirlerine ulaşabilecek şekilde başarılı bir dron savaşı sürdürüyor fakat Donbass’ı kurtaramadığı gibi, Rusya’nın -pek ilerleyemediği- ilerleme duruşunu tamamen ve kalıcı şekilde bozamıyor. Tam bir kördüğüm var sahada. Bu kördüğüm belki Rusya’nın avantajına olan saha gerçekliğini reddedemiyor, ama Rusya’nın savaş amaçlarını gerçekleştirmeye yakınlaşmadığı da açık. Önümüzdeki 3-4 yıl, yani 2029-2030’a kadar geçecek süre Rusya için de kritik. Savaşın şu anki çıkmazı, Rusya Azak Denizi, Kırım ve Donbass’ı kontrol ettiği müddetçe Rusya için kazanç vaat ediyor ancak bu çok maliyetli bir kazanç.

UKRAYNA BOŞ DURMUYOR

Savaşın uzamasının, dondurulmuş bir çatışma olmadan uzamasının Moskova için yaratacağı üç temel risk var. İlki Ukrayna çabalıyor, çabalarının meyvelerinin bir kısmı savaş maliyeti altında eziliyor, ama bir kısmı Ukrayna’ya kabiliyet ve stratejik derinlik- belki bizim anladığımızdan daha farklı bir stratejik derinlik- olarak dönebilir. Öncelikle Kiev’in adı hemen hemen her Avrupa ya da Avrupalı dokümanda ortak olarak geçiyor. Savaşın Avrupa’da yarattığı hissiyat nedeniyle bu ortaklığın Ukrayna Savaşını destekleyen gönüllüler koalisyonun genişlemesi ve derinleşmesi fikrinden, teknoloji ve istihbarat paylaşımına çok ciddi bir ayağa dayandığı unutulmamalı. Bu ayak, Ukrayna’yı tatmin etmiyor çünkü savaşı kazanmasını sağlamıyor. Şimdilik Batının desteği Ukrayna’ya savaşı bitirmesi için uygun koşulları da yaratmıyor. Ukrayna hala Avrupa güvenliğinin kurumsal bir parçası değil, çokça anılan güvenlik garantilerini kimin vereceği, verip vermeyeceği belli değil. Ukrayna’nın NATO üyeliği yakın dönemde ulaşılabilir bir hedef değil, çünkü ABD’nin Kiev’in üyeliğine itirazı Trump yönetimi ile sınırlı değil. ABD şimdilik Rusya ile doğrudan karşılaşmamaya karar verdi zaten son Ulusal Güvenlik Strateji belgesine göre de Rusya’nın bölgesel gücüne (ama kesinlikle hakimiyetine değil) Washington izin verebilir. Kiev, Ukrayna ve Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisine entegre olduğu yeni bir Avrupa savunma anlayışı önerip duruyor. Karadeniz ve Akdeniz arasında Avrupa adına stratejik bağlantısallığını artıracak bir hamle bu. Batılıların konuya nasıl yaklaştığı muamma çünkü Ukrayna ve Türkiye hakkında karar verebilmiş değiller. Tüm bunlar sanki Ukrayna’nın çabalarını güçleştiren bir şeyler söylüyormuş izlenimi veriyor, fakat Kiev çabalamak için yeterli motivasyona sahip zira çizdiği çerçeve Ukrayna’nın Ankara ile iş birliği üzerinden Akdeniz’e doğru uzanması (bu arada da savaş tecrübesini dron ve dron karşıtı savaş tecrübesini Ortadoğu’da çeşitli aktörlerle paylaşması- ki Kiev Suriye ve BAE gibi çok farklı aktörlerin kapısını tıngırdattı) Almanya ve İngiltere gibi ilgili aktörlerin stratejik tercihleri ile uyumlu. Ankara’nın da konuya -tabi kendisini hedefe oturtmadan- alaka göstermesi beklenir. Bu Rusya için şu demek, Ukrayna bir yanda savaşla yıpranıyor ama bir başka yanda yeni bir stratejik varoluş hattı inşa etmeye çalışıyor. Bu hat, bir gün Rusya ve Avrupa arasındaki soğuk savaşın netleştiği hat olabilir. Kısaca yıpratma harbini Rusya kazandı kazandı, kazanmadığında denklemi çözmek kendi adına kolaylaşmıyor, zorlaşıyor.

AVRUPA BOŞ DURMUYOR

İkinci zorluk da tam bununla ilgili. Avrupalı aktörler elleri böğürlerinde beklemiyorlar. Her kafadan bir ses çıkıyor, o nedenle Avrupa sathında klasik bir kakofoni hâkim ama bu bizi yanıltmasın. Bu, Avrupalıların Rusya ile ilgili karar almak konusunda felç oldukları anlamına gelmiyor. Rusya’yı tehdit olarak görüyorlar. Şu anda ABD’nin Rusya’yı tehdit olarak görmediğinin farkındalar. Bir gün ABD’nin Asya’da karmaşık bir savaşa çakılıp kalacağını hesap ediyorlar. Washington’un Hürmüz’de şimdilik nasıl evrileceği belli olmayan bir çıkmaza saplanması da Avrupalılar adına bir tür alarm zilli niteliğinde. Avrupalılar, en azından önemli bir kısmı, bir gün gerçekten Rusya ile karşı karşıya kalacaklarını düşünüyorlar. Baltık devletleri, Kuzey Avrupa, Orta ve Merkezi Avrupa’nın sınır ülkeleri kısa dönem ara çözümler, uzun dönem stratejik çözümler üzerine kafa yoruyorlar. Şu anda pek çoğu için NATO caydırıcılığını ve ileride savunmasını Avrupalı unsurlar üzerinden güçlendirmek uygun bir fikir. Fakat daha ihtiraslılar var. Küresel bir aktör olma uğruna Avrupa’dan boşanan İngiltere ve “Deutschland über Alles” ruhuna çaktırmadan geri dönme sinyalleri veren -zira tabi Rusya’ya karşı örgütlenmek için bir motivasyon lazım- Almanya son derece iddialı kapasite inşası ve modernleşme stratejilerine başladılar. Almanya Avrupa’nın Rusya’ya ulaşabilir ama Rusya tarafından kolay ulaşılamaz konvansiyonel lider gücü olmak istiyor. İngiltere tarihinin en iddialı konvansiyonel ve nükleer modernizasyonu peşinde. Kısaca Rusya bir süre sonra Ukrayna’ya destek verme açısından farklı derecede caydırıcılığa sahip ve bu caydırıcılığı NATO bağlamının dışına da yerleştiren aktörlerle karşı karşıya kalabilir. Eğer Moskova, bu aktörlere karşı bugün sahip olduğu ikinci vuruş gücü üstünlüğüne yakın bir üstünlüğe sahip olmazsa, ABD’nin doğrudan el yükseltmeye dahil olmadığı varsayımsal bir pazarlık ortamında, hareket etmesi çok kolay olmayacaktır.

ABD’DE SEÇİM SAATİ İLERLİYOR

Trump dönemi Rusya’ya avantajlar vaat etmişti-ki ABD büyük stratejisinde neredeyse Rusya’ya bir at oynatma alanı verdi. At oynatırken Rusya başarılı ya da başarısız olabilir, artık bu Moskova’nın ve Avrupalıların sorunu Washington’a göre. Öncelik Amerika’ya stratejisi çok net bir karar-zarar rasyonalitesi getiriyor ve Ukrayna savaşını gereksiz bir savaş olarak tanımlıyordu. Trump, İran harici tüm dış politika adımlarında başarılı olsa da Hürmüz’de boğuluyor gözüküyor ve bu boğulma hali ABD’deki muhalefeti Trumpizmi alt etme konusunda cesaretlendiriyor. Bir sonraki seçimlerde başka bir irade, başka bir büyük strateji Beyaz Saray’da boy gösterebilir ve Rusya, elindeki pazarlık kozlarından birini kaybedebilir.

Tüm bu nedenlerle belki de Putin, hurra diye bağırıp top atışlarını dinledikten ve zafer kazanacağız dedikten sonra Kızıl Meydan’daki töreni bir vukuat olmadan atlatmış olmanın, verilecek mesajları vermenin rahatlığı ile basının önüne çıktı. Ve ne derse beğenirsiniz; savaşı bitirmek için Zelenski ile görüşebilirim.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...