TFF ve kaçak kupası

YAYINLAMA:

Galatasaray, 26.şampiyonluğunu doyasıya kutluyor. Hak edilmiş şampiyonluk, tarihi bir başarıyla geldi. Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) başkan ve yöneticilerinden hiçbirinin görkemli kutlamada yer almaması, G.Saray camiasında pek de umursanmadı. Genel olarak yorumlar; “n’apsın adam, bile bile küfür yemeye mi gitsin, zaten G.Saray ilişkileri dondurdum, demişti” düzeyini aşmadı.

Oysa ortada büyük bir ayıp, etik yanlışlar ve hukuki sorumluluk da var.

Hatırlayınız, ülkemizin gururu, Filenin Sultanları, 2023 yılında ABD’de tarih yazmıştı. Ev sahibi ABD’yi yarı finalde geçmiş, Çin ile oynadığı finali kazanarak VNL (Voleybol Milletler Ligi) şampiyonu olmuştu. Tarihi finalde, son sayıdan saniyeler sonra, organizasyon sorumlusu Dominik Federasyonu Başkanı Cristóbal Marte Hoffiz, kupayı, adeta kucağına atar gibi kaptanımız Eda Erdem’e vermiş, sahada sevinçten 20 dk sonra platform kurulmuş ve tören yapılmıştı. Eda’nın şaşkın yüzü hepimizin hatırındadır.

Aynı zamanda NORCECA Başkanı, FIVB İcra Kurulu 1. Başkan Yardımcısı gibi görevlerinden eser kalmadı. Hem etik olarak ayıplandı hem de usule uygun davranmadığı kararlaştırıldı.

Şu anda, FIVB Konsey Başkanı görevi ile tüm kurullar ve komisyonun bağlı olduğu isim, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı M. Akif Üstündağ. Tarihin en başarılı federasyon başkanı olarak görülen Üstündağ, Hoffiz’in “kastım yoktu, sevince kupayla devam etsinler istedim” açıklamasının kabul görmediğini söylemişti.

Mesele tam da budur; kurumlar kişisel kararlarla, duygular aksiyon üretemez. Gerek yasalar, gerekse etik değerler bunu getirir.

2005 Şampiyonlar Ligi Finali, efsane Liverpool-Milan finalinin 2 ay öncesiydi. Kupaya 2 ay kala, ana konulardan biri UEFA’nın çok beğenilen “Starball” isimli organizasyonu oldu.

Bir önceki kupa sahibi, kupayı ev sahibi şehre getirir, UEFA’ya teslim eder, UEFA kentin belediye başkanına verir. Aynı anda 24 sat sürecek bir futbol maçı başlar; iki takım, sürekli değişen oyuncularla 24 saat maç yapar. Ünlü topçular, yöneticiler, şarkıcılar ve ünlü isimler sahaya çıkar. Kupa da şehrin belirli yerlerinde sergilenir, Bakırköy, Kadıköy, Taksim gibi; gelen geçen fotoğraf çektirebilir. Finalin varlığı hatırlatılır, güçlenir.

O toplantıda, İsveçli UEFA yöneticilerinden Fritz Alstörm şöyle bir soru sormuştu:

Kupayı İstanbul’a 2004 Şampiyonu Porto’nun kaptanı Jorge Costa getirecek. UEFA adına İcra Kurulu üyesi Şenes Erzik’e teslim edilmesini beklediğinizi biliyoruz. Yalnız önemli bir sorun var; Şenes bey bir önceki akşam Ukrayna’daki çeyrek final maçında UEFA gözlemcisi. Ertesi gün saat 12.00’de Lütfi Kırdar Salonu’na yetişebilecek mi?

Organizasyon Komitesi Başkan Yardımcısı Sami Çölgeçen, “Şenes bey’in uçağı 08.30’da, 11.30’da bile inse biz onu 20 dk’da yetiştiririz, dedi. Alström, ya uçak geç kalkarsa, hava durumu veya başka sebeplerle alternatif isim verebilirsiniz, dedi. Çölgeçen, Başkası olmaz, Şenes bey yetişir. Yetişemezse, 12.00’de değil 12.30’da başlayıveririz, deyince sert tepki gördü.

-Bu yıl 12.30, seneye 13.00, sonrasında 17.00 ve UEFA’nın en beğenilen aktivitesi yok olur. Kararlaştırılmış saatte kesin bilgi verin yoksa biz alternatif üretebiliriz!

Kupa, bütün sezonun emeğinin sonucudur. Koca bir organizasyonun da mühürü, en büyük ödülüdür. TFF Başkanı Galatasaray’a küsemez. Yasalarla kurulan TFF, yasalara uygun davranmalıdır. Kişisel kararlarla yönetim sadece kaostur. Bu büyük bir ayıptır ve tarihe yazılmıştır.

 

***

DÖNGÜSEL EKONOMİ ZORUNLULUKTUR

 

Circle Economy ve Deloitte iş birliğiyle hazırlanan “Circularity Gap Report 2026”, küresel ekonominin içinde bulunduğu derin "değer sızıntısını" ve mevcut sistemin sürdürülebilirliğe olan yapısal direncini net bir şekilde ortaya koyuyor.

Ekonomik başarıyı ölçmek için kullandığımız geleneksel araçlar, maalesef sistemin içindeki devasa bir "değer sızıntısını" görmezden geliyor. Rapor, 25,4 trilyon euroluk kayıp tablosu sunuyor ve aslında sadece bir verimlilik sorunu değil; ekonomik mimarimizin hatalı kurgusundan kaynaklanan yapısal bir krizi gösteriyor. Mevcut modelimiz, hammadde kaybı ve atık oluşumunu birer "başarı kriteri" olan GSYH içinde erittiği için, küresel servetin yaklaşık üçte birinin her yıl sistem dışına sızmasına engel olamıyor.

Artık sadece üretim süreçlerini iyileştirmek veya 'daha az' israf etmek yeterli değil. Asıl çözüm; değeri sistemde tutan, kaynağı tükenen bir girdi olarak değil, sürekli dönen bir varlık olarak gören döngüsel bir tasarım anlayışına kökten geçiş yapmaktır. İş dünyası, kamu kurumları ve karar alıcılar artık mevcut sistemi yalnızca onarmakla yetinmemeli; ekonomik yapıyı döngüsel ilkeler temelinde baştan tasarlama sorumluluğunu üstlenmelidir.

 

***

HİDROJENDE ERA ÖNERİLERİ

 

Avrupa Birliği (AB), Temiz Hidrojen ve Türevleri İçin Dayanıklılık İttifakını başlatalı neredeyse bir ay olacak. CEO'lar, sektör paydaşları ve politika yapıcıları, bir araya gelerek net sıfır, dirençli sanayi ve rekabetçilik başlıklarını güçlendirecek hedefler için buluşmuşlardı.

Avrupa’da temiz hidrojen proje havuzu büyük görünse de, projelerin yüzde 7’den azı nihai yatırım kararı (FID) aşamasına ulaşmış durumda. Darboğazlar ise beş başlıkta toplanıyor: AB düzenlemelerinin parçalı uygulanması, RFNBO kurallarının karmaşıklığı, yüksek elektrik maliyeti, talep güvencesinin zayıflığı ve altyapı belirsizliği. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve EPDK, mevzuatı hazırlarken bu verileri ve önerileri de gözetmeli.

Avrupa’da 2024’te toplam hidrojen talebi yaklaşık 7,87 milyon ton, bunun yalnızca 36,32 bin tonu temiz hidrojen kaynaklıydı. 2024’te yenilenebilir hidrojenin Avrupa ortalama üretim maliyetini 6,71 €/kg, klasik SMR hidrojen maliyetini ise 3,33 €/kg. Maliyet farkı hâlâ yatırım kararlarını doğrudan frenliyor. Yeşil hidrojen sektöründeki “romantik büyüme hikâyesini” daha kurumsal ve finansal bir zemine çekmek gerekiyor. Hangi proje hangi alıcıya, hangi elektrik fiyatıyla, hangi boru hattı üzerinden, hangi destek mekanizmasıyla, hangi tarihte ürün satacak? sorusu yanıt bekliyor.

ERA’nın dört önerisi AB gündemiyle uyumlu olduğu kadar Türkiye için de yol göstericidir:

-talep yarat / kuralları sadeleştir / sermayeyi riskten arındır / altyapıyı hızlandır.

 

***

 

FAIR PLAY’DE YENİ DÖNEM

 

TMOK Fair Play Komisyonu yeni dönemin ilk toplantısını yaparken sporun çatı yapısındaki büyük vizyon değişimi de dile getirildi. TMOK (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) Başkan Vekili Prof.Dr Bilge Donuk, IOC tarafından, belirlenen vizyonu dile getirdi:

-IOC, milli olimpiyat komitelerinin ülke federasyonları iş birliğinin geliştirilmesini istiyor. Zaten, 14 olimpik federasyonun 8’i TMOK yönetiminde yer alıyor. Alt yapılar ve milli sporcu kamplarına dek her alanda Fair Play aktiviteleri de yapılabilir.

Başkan Remzi Yılmaz yönetimindeki yeni komisyon, akademisyenler, iletişimciler ve sporun paydaşlarını temsil eden üyelerle faaliyet alanını da zenginleştiriyor.

İlk olarak iki Fair Play ödüllü isim: Özgür Bozat ve Ufuk Timer önderliğinde yürütülecek

Uşak Valiliği, Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu Başkanlığı, Uşak Denetimli Serbestlik Müdürlüğü, Türk Spor Vakfı ve TMOK Fair Play Komisyonu iş birliğiyle oluşturulan “Spor Temelli Sosyal Uyum ve Suçun Önlenmesine Yönelik Rehabilitasyon Projesi” hayata geçirilecek. Dört ayrı bakanlığın iş birliği, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı’nda start alacak.

Ancak, en değerli başlıklardan biri, bir müjde olarak Onursal Başkan Erdoğan Arıpınar tarafından sunuldu: Avrupa Fair Play Enstitüsü! EFPM (Avrupa Fair Play Hareketi) tarafından kurulacak enstitü, IOC tarafından da tanınacak. Sporla sınırlı kalmayan Fair Play hareketinin hayata neler kattığını dile getirmeye devam edeceğiz.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...