Bu hafta vizyondalar: 2 ayrı film 2 ayrı hikaye
Sadece Bir Gece
Hayatım boyunca yaşadığım her anı sanki bir filmin içinden kesilmiş sahneler gibi hissettim. Sanki bir rom-com filminin gerçek dünyaya sıkışmış hali gibiydim. Yani tersten bi’ simülasyon düşünebilirsiniz; bütün her şey gerçekmiş de ben hayal ürünüymüşüm gibi…
Her düştüğünde kalkabilen, en zor durumlardan bile sıyrılabilen, hayata toz pembe gözlüklerle bakabilen, en olmadık yerde bile hayatının aşkı ile karşılaşabilen ‘o’ karakterlere olan bağlılığım da sırf bu yüzden; ben de hayatı onlar gibi yaşıyorum.

Sokak ortasında yere uzanıp gökyüzünü izleyebilir, koridor köşelerinde çarpışınca kitapları elimden düşürebilirim. Ya da belki ölümün pençesindeyken bana olan bağlılığıyla hayat bulacağım bi’ adam her an karşıma çıkabilir. Gecenin bir körü yağmur altında dans edebilir, aylarca geleceği meçhul mektuplar bekleyebilir, doğru kişiyle sıkıcı bir partide aniden Thriller dansı yapabilir, korkularımın üzerine gidebilir; mesela yangın merdivenlerinde oturup şehri izleyebilirim…
Bütün bu rom-com dünyasının gerçekliği arasına sıkışmış bir simülasyon hatası gibi düşünebilirsiniz beni. Çünkü tüm bunlara olan bağlılığıma tezat bir şekilde pembe gözlükler takamadığımdan o yapış yapış romantizm maalesef yarım kalıyor… Neyse ki iyi senaristler ve rom-com dünyası var da her izlediğim filmde 2 saat sürecek bir başrol hissetme haline kapılabiliyorum…
İşte bendeniz rom-com bağımlınızı bile ‘başrol’ hissettirebilen o listeye bir yeni film daha eklendi. Bu hafta vizyona girecek olan One Night Only artık iddialı şekilde listemde. Tek gecelik ilişkilerin yasaklandığı bir Amerika düşünün; şimdi o yasağın sadece 12 saatliğine kaldırıldığını düşünün... İşte tam da o ‘hengamenin’ ortasında hala romantizm arayan birileri var. Konunun sadece fiziksel olmadığına inanan birileri var ve ikilinin uyumu izlemeye değer. Ayrıca küçük bir not; film boyunca Dua Lipa’nın tercihlerine daha çok saygı duydum, kendisini tebrik ederim…
COYOTE ACME’YE KARŞI!
Çocukken çizgi film izleyerek büyüyen, pardon, ‘gerçek çizgi filmleri’ izleyerek büyüyen o şanslı son neslin -sanırım son nesiliz- üyesiyim ben de. Başında saatlerce oturduğumuzda ebeveynlerimizin bile içinin rahat olduğu nadir yapımlar vardı. Her şey bu kadar erişilebilir değildi, sayısı fazlalaştığı için içeriği boşalan çizgi filmler her yerde yoktu. Bizim zamanımızda tablet de yoktu... Klişeler bir yana; Looney Tunes karakterlerini gördüğüm yerde hala şimdi bu yaşımda ile durup ikinci kez bakıyorum, yalan yok. Hele bir de konu Coyote olunca…

Sanırım çocuklar ikiye ayrılıyor; Tweety, Jerry ve Road Runner sevenlere karşı Sylvester, Tom ve Coyote’yi savunanlar. Tahmin edeceğiniz üzere ben hep ikinci ekipten yanaydım. Bu 3’lünün hiç yılmadan, başarısızlığa doymadan, ‘belki bu sefer olur’ tatminiyle yeniden, yeniden ve yeniden denemeleri beni hep etkilerdi beni.
Hele Coyote... Başına gelmeyen kalmaz, her seferinde sadece kaybeden değil bir de rezil olan taraf olurdu. Ama yine de ertesi gün kalkar, o mavi plan kağıtlarını önüne açar, Road Runner’ı yakalayacağı yeni bir plan tasarlardı. B planı değil C, D planları hep cebindeydi. Düşerdi ama sorun yoktu çünkü kalkardı. Bunları görerek, Coyote’nin azmini izleyerek büyümek bence çok kıymetliydi, bugün çok daha iyi anlıyorum.
Film tabi Coyote’nin azmi ile start veriyor; o azmin sürekli başarısızlıkla sonuçlanmasının nedeninin sorgulamasıyla şekilleniyor. Road Runner’ın hızına yetişmek için kullandığı teknolojik aletlerin hepsi ACME markaydı ve bu ACME sandığımız kadar masum değilmiş; yarın vizyona girecek olan filme gittiğinizde anlayacaksınız.
Spoiler olmayacağına inanarak kısacık şunu söylemek isterim; film boyunca aklıma 2021 yılında ünlenen ‘deney faresi Ralph’ geldi. Sahi, neden Ralph’i bugün, hala konuşmuyoruz? Hayvanların insanlara hizmet eden deneylerde acımasızca kullanılması 2026’da tamamen bitti mi yoksa artık bu konu ilgimizi mi çekmiyor? Yani daha basit sorayım; bu konu önüne geçilip çözüldü mü yoksa artık konuşmaya değer bir popülaritesi mi kalmadı? Ralph’in savaşını devam ettiren Coyote; iki gözümün çiçeğisin... Sonuna kadar senciyiz!