Özgürlük Tünelinin Sonundaki Işık: Anlaşılmak ve Kabul

YAYINLAMA:

Özgürlük kavramının herkesin zihnindeki karşılığı eminim biriciktir. Tek bir tanıma hapsedilemeyecek kadar derin bir gerçekliktir özgürlük. Özgürlük duraklarından birisi de hiç şüphesiz anlaşılmak ve kabul görmektir. Bir insanın size verebileceği en büyük zenginlik, sizi anlamasıdır. 

Anlaşıldığınız yer, çiçek açacağınız yerdir. Toprağınız “anlaşılmak” suyuyla sulandığı takdirde, hiçbir rüzgar yapraklarınızı dökemez. Güneşin en dik açılı ışınları bile çiçeğinizin boynunu bükemez. Anlaşıldığınız yer, aynı zamanda anlam bulduğunuz yerdir. O sebeple özgürlüğün en önemli kollarından birisi de, anlaşılmaktır. Herkesin birbirini anlaması mümkün müdür? 

Tabi, bu ütopik olabilir. Farklılıklara sahip olmamız bir tehdit ortamı oluşturmaz. Farklılıklar aynı zamanda zenginliklerdir. Anlaşılmaya en yakın hislerden birisi de kabul görmektir. Bir insanı anlayamıyor olabiliriz ama onu o haliyle kabul edersek, ona yine de anlaşılmaya yakın bir konfor alanı açmış oluruz. Olduğu gibi kabul etmek “seni anlayamıyor olabilirim ama sana saygı duyuyorum” demektir. 

Bir kuş için kanat neyi ifade ediyorsa, anlaşılmanın ve kabul görmenin insandaki karşılığı da budur. Özetle; anlaşılmak ve kabul görmek özgürlüğün en saf halidir…

Birbirini anlamaya gönlü olmayan insanlar mutlu olabilir mi? Farklılıklarına alan açmayan, bir diğerine kendi düşüncelerini dikta ederek basit bir kopyasını karşısında görmeyi hedefleyenler gelişime açık olmayan kişilerdir. Halbuki insanlar birbirini incitmeden de farklı olabilir. 

Tıpkı Cebelitarık Boğazı’ndaki tatlı ve tuzlu suların birbirine karışmadan yan yana durması gibi, biz de farklılıklarımızla yan yana durmayı deneyemez miyiz? Ve son cümle, Dogen’den ilhamla; “Biz onları sevsek de çiçekler ölür. Biz onları sevmesek de yabani otlar biter. Yine de, en nihayetinde bu bizim hayatımızdır.“ Sevgiler.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...