Evden çıkın, sinemaya gidin: Dijital esaretin panzehiri beyaz perde
Modern çağ bize konfor kılıfı altında büyük bir yalnızlık vaat ediyor. Acıktığımızda lahmacunu, kahveyi, hatta sosyalleşmeyi ayağımıza kadar getiren bu dijital ekosistem, fark ettirmeden bizi dört duvar arasına, minik telefon ekranlarına hapsediyor. Adı konulmamış, şifresi kırılamamış bir dijital esaretin tam ortasındayız.
Atlas Sineması’nda lansmanı yapılan GNÇ Türkiye Sinema Festivali’nde Sinema Genel Müdürü Birol Güven’in altını çizdiği gerçek tam da bu: Evde izlediğiniz şey sinema değildir. Evde film izlemek, sadece karın doyurmak gibidir; karnınız doyar ama lezzet alamazsınız. Filmi dijital bir içeriğe indirgediğinizde, ekran bağımlılığına giden yola ilk tuğlayı döşemiş olursunuz. Oysa sinema salonları, bu dijital kuşatmaya ve ekran bağımlılığına karşı direneceğimiz son sığınaklardır. 
PAHALI OLAN SİNEMA DEĞİL TERCİHLERİMİZ
Sektörün kan kaybettiği bir dönemde, toplumsal hafızamızı ve kültürümüzü ayakta tutan şey sinema salonlarıdır. "Sinema biletleri çok pahalı" bahanesinin arkasına sığınmak ise büyük bir illüzyon. Bugün bir bardak kahve fiyatından bile ucuza, bilet alıp kültür sanat etkinliğine katılmak mümkün. Pahalı olan sinema bileti değil; film öncesi yenen lüks yemekler, mısırlar, otopark ücretleridir. Sinemayı bir şölene dönüştürmek için servet harcamaya gerek yok; otobüse binip, biletinizi alıp karanlık salonda o büyülü dünyaya adım atabilirsiniz.
Eskiden anne babalar çocuklarını sokağa çıkarmak değil, eve sokmak için uğraşırdı. Bugün ise çocukları odalarındaki o karanlık ekranlardan söküp almak neredeyse imkânsız. İşte sinema, tam da bu noktada ailelerin ve gençlerin nefes alacağı en somut liman. Çocukların anne babalarıyla karanlık salonda, telefonları kapatarak yaşadığı o ortak deneyim, bir ömür unutulmayacak bir hafıza yaratır.

İKİ GÜNLÜĞÜNE DİJİTAL DETOKS ZAMANA GELDİ
Kültür ve Turizm Bakanlığı, GNÇ ve SİSAY iş birliğiyle düzenlenen festival kapsamında 26-27 Eylül tarihlerinde 75 ilde, 1500 salonda biletler sadece 90 TL. 17 farklı yapımla sinema salonları kapılarını yeniden kitlelere açıyor.
Bu bir endüstriyi kurtarma çabası değil; endüstrinin seyirciye ihtiyacı yok ama bizlerin, ruhumuzu o ekran bağımlılığından kurtarmak için bu salonlara ihtiyacı var. Telefonları kapatın, evden çıkın ve beyaz perdenin büyüsüne teslim olun. Çünkü unutmayın: Film, sinemada izlenir!
***
Ekmek bulamayanlara Versay’da güllaç
Tiyatro dünyasının özgün, cesur ve yüksek tempolu üretimleriyle adından sıkça söz ettiren Baba Sahne, yedinci prodüksiyonuyla yeni sezona damga vurmaya hazırlanıyor. Fransız Devrimi’ni merkeze alan, tarihi absürt bir mizahla harmanlayıp günümüz iktidar ve eşitsizlik dinamiklerine ayna tutan yeni oyun “Pasta Yesinler!”, ilk okuma provasıyla perdelerini açmaya gün sayıyor.
DEV İSİMLER AYNI SAHNEDE BULUŞUYOR
Peter Jordan’ın kaleme aldığı oyun, sadece sıra dışı hikâyesiyle değil, aynı zamanda göz dolduran oyuncu kadrosuyla da şimdiden büyük merak uyandırıyor. Tiyatro ve sinemanın usta isimleri Şevket Çoruh, Özgür Ozan ve Bülent Şakrak, ekranların öne çıkan yetenekli ismi Farah Zeynep Abdullah ile aynı sahnede buluşuyor. Yıldız kadronun sahnedeki enerjisi ve uyumu, oyunun yüksek temposunu daha provadayken hissettirmeyi başarıyor.
TARİHSEL İRONİ: VERSAY SARAYI'NDA GÜLLAÇ NE ARIYOR?
"Pasta Yesinler!", Fransız Devrimi’nin sembolik figurleri ve tarihsel arka planı üzerinden iktidar kavramını, değişim sancılarını ve sistemik eşitsizlikleri absürt bir dille sorguluyor. Versay Sarayı’nın ihtişamlı kapılarını aralayan kara komedi; kralın, kraliçenin ve devrimcilerin çatışmasını merkeze alırken seyirciye şu soruları sorduruyor: Nerede bu pasta? Ve daha da önemlisi, Versay Sarayı’nın ortasında Güllaç’ın ne işi var? Tarihsel gerçekliği trajikomik bir hicve dönüştüren metin, geçmişten günümüze uzanan zamansız bir tartışmanın fitilini ateşliyor.
USTA KADRO İNCE İŞÇİLİK
Oyunun arkasındaki reji ve tasarım ekibi de en az oyuncu kadrosu kadar güçlü:
Çeviri: Yücel Erten’in usta işi ve lezzetli Türkçeleştirmesi,
Yönetim: Emrah Eren’in ezber bozan ve akıllara zarar rejisi,
Görsel Tasarım: Gamze Kuş imzalı dekor ve kostüm tasarımları,
Müzik & Şarkı Sözleri: Ömer Özgür’ün besteleri ve Faruk Üstün’ün şarkı sözleri,
Mutfak Ekibi: Caner Güler’in metin danışmanlığı, Irmak Bahçeci’nin dramaturjisi, Gülenay Çoruh ve Ahmet Balta’nın yönetmen yardımcılığı.
Yeni sezonda tiyatroseverlere kahkaha garantili fakat bir o kadar da düşündürücü bir seyir deneyimi sunacak olan "Pasta Yesinler!", Baba Sahne’nin her zamanki dinamik ruhunu sahneye taşımaya hazır.
GÜNÜN SÖZÜ: EYLÜL AYINDA SANAT BİR BAŞKADIR