Geçmiş olsun İstanbul

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Çok üzücü görüntüleri hep birlikte izledik. Koca bir metropol İstanbul, sele teslim oldu. 40 yılda bir yaşanabilecek derecede yoğun bir yağış altında kalan İstanbul ve özellikle bazı ilçeleri büyük bir mağduriyet yaşadı.

 

Geçmiş olsun dileklerinden daha öte, vurgulamamız gereken birkaç nokta var mutlaka. Şehrin altyapısıyla alakalı sorunlar ivedi bir şekilde giderilmeli. Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyeleri, sorumlu oldukları alanlarla ilgili hassasiyetlerini daha etkin bir şekilde sürdürmeli.

 

Ancak afet zamanlarında şunu görüyoruz: Bir tarafta büyük bir dayanışma varken diğer tarafta olayın işleyişini sekteye uğratmaya çalışan, sadece öylesine de olsa bir yorum yapma telaşında olan troller ya da kendisini gazeteci zannedenler var.

 

Etkileşim almak ya da reyting kazanmak adına yapılan yayınlar, yorumlar ve paylaşımlar karşısında öncelikle hangi kurumun hangi alanda yetkili olduğunu iyi bilmek lazım. Buradan gazeteciliğe adım atacak arkadaşlarıma da tavsiyelerimden biri bu: Bir kurumu eleştirirken gerçekten hangi kurumun hangi konuda yetkili olduğunu, kendi etkinlik alanını iyi analiz etmeleri ve doğru bilgilenmeleri gerekiyor. Bu konudaki yanlış yorumlamalar ve bilgi eksikliği, cehaleti ortaya koyuyor.

 

Araştırmak lazım. Belki de dijital dünya bize araştırmacı gazetecilik kimliğimizi kaybettirdi. Daha detaylı bakmak, bir yorum yaparken sürecin işleyişini iyi analiz etmek lazım. Devlet kademeleri, olaylara anında müdahale ettiği durumlarda bazen hızlı aksiyon alınmasını istiyoruz. Ancak her şeyin bir işleyiş sırası var ve bu düzene göre hareket edilmesi gerekiyor.

 

Herhangi bir afet, deprem, sel ya da yangın gibi durumlarda kurumlar harekete geçiyor. O sorunun ivedilikle çözülmesi noktasında yoğun bir şekilde, hassasiyetle çalışan bir emekçi ordusu var. İnsanların bu emeğini göz ardı etmemek lazım.

 

Evet, hiçbirimiz en ufak bir afet ya da sıkıntı durumu yaşanmasını istemiyoruz. Ancak böyle bir durum yaşandığında öncelikle bu psikolojik eşiği iyi analiz etmemiz gerekiyor. Zaman; reyting kazanma, etkileşim alma ya da sadece bilinçsizce yorum yapma zamanı değil. Derin düşünme, analitik yeteneğimizi daha fazla harekete geçirme ve toplumsal birliğe katkı sunma gibi bir sorumluluğumuz var.

 

Sonra yine oturalım; koca bir metropolde, büyükşehirlerde oluşabilecek sorunların önüne geçmek için neler yapılabileceğini hep birlikte konuşalım. Tabii ki şehirler büyüdükçe yeni sorunlar ve problemler de ortaya çıkıyor. Milyonlarca insanın yaşadığı metropollerde çok daha hazırlıklı ve dikkatli olmalıyız. Şimdi bu tarafı göz ardı etmiyorum ancak özellikle kriz ve afet anlarında felaket tellallığı yapıp kaos çıkaranlar yerine daha itidalli ve aklıselim davranmalıyız.

 

İnsanlar huzur içerisinde yaşasın diye gayret eden bütün emekçilere kalben teşekkür ediyorum. Gözlemlediğim buydu: Belediyelerimizin tamamı elinden gelen gayreti gösterdi. “Sınıfta kaldılar.” yorumları yapanlara karşı bence insanlar evlerinde rahat rahat otururken gayretle çalışan emekçileri klavye başından eleştirmek yerine onların emeğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...