Unutulmasın ki, herkes her şeyi biliyor artık!
“Siyasetin görevi tahrik etmek değil, birleştirmektir. Kutuplaştırmak değil, kucaklaştırmaktır. Ülkemize ve milletimize değer katan bir anlayışı hâkim kılmaktır. Kimse yanlış hesap yapmasın! Toplumsal huzursuzluktan, kargaşadan, ayrışmadan medet ummasın! Türkiye’nin ihtiyacı, aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyuyu, hukukun üstünlüğünü ve demokratik zemini güçlendirmektir. Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla; toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da, ferasetini de hafife almasın.
Cumhurbaşkanımızın riyasetinde Cumhur İttifakıyla büyütülen kardeşlik ve dayanışma iklimine zarar vermesin. Bu kadar emek ve gayretin nihai durağı insanlıktır ve insani değerler siyaset dahil her şeyin üstündedir. Akıl öfkeye, nezaket kabalığa, zarafet görgüsüzlüğe, helal kazanç tamahkarlığa, terbiye edepsizliğe terk edildiğinde insanlık ölür, adamlık da yok olur. Uzaktan adam görünenlerle, adamlığa uzak olanlar: Surette farklı olsalar bile sirette birdir ve bizim nazarımızda adam değildir…
Bu vesileyle bir kez daha siyasette arınma ve aklanmanın ertelenemez bir gereklilik olduğunu vurgulamak istiyorum. Zira; Türkiye kutlu sözdür, sinemizde satır satır. Türkiye gören gözdür; ufkumuzu kuşatır. Türkiye cevherdir, özdür; kardeşçe yaşatır…”
Dün gerçekleşen MHP Grup Toplantısında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin aktardığı bu özet günümüz “sosyolojik nabzının” yerinden ve yerinde damıtılmış haliydi…
Şimdi dünyanın hangi ülkesine giderseniz Devlet Bahçeli’nin bu özetini toplumların zihninde ve yüreğinde net bir şekilde görebilirsiniz. Lakin gelin görün ki devlet-vatan-vatandaş kaygısı olmayanlar ve sosyolojik nabzı okumaktan YAKINANLAR, Devlet Bahçeli’nin YEKİNEREK gördükleri ve anladıkları doğrultusunda en kalbi duygularıyla “realitelere” kurduğu köprülerden geçmekten bile aciz! Ya da “bireysel menfaat girdaplarından” çıkıp o köprülerden geçmek işlerine gelmiyor!
Bir haftalık Irak ziyaretlerimi pazartesi günü tamamlayıp Türkiye’ye döndüm. Beş şehir/vilayetten zihin ve yürek heybeme fazlasıyla notlar yükledim. Yüklediklerim arasında en fazlaca yeri “toplumsal gerilim” notları aldı. Bölge/Ortadoğu tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar gergin, rahatsız, patlama noktasında! “Bir kıvılcım” tüm gemilerin ardı ardına yakılmasına sebep olabilir. Çünkü Iraklılar ve Ortadoğu insanı artık şunu net bir şekilde ifade ediyor; “mevcudu ve mevcuttakileri yok etmeden YENİ AKLI inşa edemeyiz!”
Lise yıllarımda bir hocamız şu soruyu sormuştu; “dünyanın en mutsuz insanı kimdir”?
Hepimiz gençlik/çocukluk mantığıyla şu cevapları vermiştik; parasız, işsiz, aşksız, evsiz, dostsuz, çirkin, hasta olan…
Hocamız tüm cevapları aldıktan sonra trajikomik bir tebessümle şöyle cevap vermişti; “bu cevapların hiçbiri sorduğum sorunun cevabı değil çocuklar. Dünyanın en mutsuz insanı her şeyi bilen ve görendir!”
Teknoloji/iletişim çağıyla birlikte insanlık artık çoğu şeyi biliyor, görüyor ve anlıyor. Ve hatta yapay zekâ kurguları sayesinde çok daha korkunç tablolarla “kasten” yüzleştiriliyor toplumlar; tüm inançları, değerleri, duyguları, umutları, mutlulukları tarumar olsun diye!
Bir yanda alacağı bir simitin bile hesabını yapanlar var, diğer yanda oturduğu yerden “haksızca, adaletsizce, çalışmadan, yetim-öksüz-kul-devlet hakkı ayırt etmeden” milyarlarca liranın üzerine kabus gibi çökenler var!
UNUTULMASIN Kİ; şimdi herkes her şeyi biliyor ve toplumların kaybedecek bir şeyi kalmayınca TSUNAMİ kaçınılmaz olur. Bu yüzden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin SİS ÇANI niteliğindeki uyarıları çok önemli…