Türk Devletler Teşkilatı 13. Zirvesinden notlarım

Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan olmak üzere beş ülkenin asil olduğu ve gözlemci olarak da Macaristan, KKTC ile Türkmenistan’ın yer aldığı birliğin olağan toplantısı için geçem hafta Ankara’daydım. Bu toplantıdan önce Türkiye ile Azerbaycan arasında Başkan Aliyev’in söylemlerinden dolayı çıkan iki ülke arasındaki gerginlik nedeniyle ilk gün medya mensupları arasında Aliyev gelecek, gelmeyecek merakı arasında geçti. İlk günün 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na rastlaması nedeniyle de Sayın Cumhurbaşkanın programı yoğundu ve TDT programında öğleden sonra yer aldı. Aslında Aliyev son ana kadar gelecek dense de bilindiği gibi ülkesindeki bir futbol etkinliğine katılacağını bildirerek gelmemeyi tercih etti. Sosyal medyada türlü spekülasyonlar türlü söylemler bana göre gereğinden fazla duygusal yorumlarla günden dolduruldu. Oysa bizim devlet aklımızda daima ileriye yönelik plan yapmak vardır. Durmak yerimizde tepinmek gereksiz bir zaman ve efor kaybıdır. Açıkçası devletimizin duruşu da tam böyleydi. Sakin, itidalli ve planlı. Benim gözlemlediğim buydu.
ÖNEMLİ KARARLAR: SAVUNMA KOLEJİ VE RUSYA VURGUSU
Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) 13. Zirvesi'nin ardından kabul edilen 163 maddelik Ankara Bildirisi, üye ülkeler arasında siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel entegrasyonu derinleştirmeyi amaçlayan tarihi kararları içeren anlaşmalarla dolu. Bana göre konuşulan en önemli maddelerden biri Türkiye'nin ev sahipliğinde TDT Savunma Sanayii Koleji programı oluşturulması önerisi oldu. Bu tüm üye Türk devletler için ciddi bir getiri olur. Liderler Zirvesi'nde "Türk Devletleri Teşkilatı bir askeri ittifak değildir" vurgusunu yapan lider, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in bu cümlesini de hatırlatmak gerekir. Tokayev ayrıca bu zirvede, Rusya'nın da bölgedeki köklü bağları ve nüfusu nedeniyle "TDT Plus" formatı altında veya gözlemci statüsüyle teşkilatın çalışmalarına dahil edilmesini önerdi.

İSMAİL GASPIRALI’NIN SLOGAN” DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK”
Gazetemiz YeniBirlik’in de sloganı olan bu anlamlı cümle üç temel unsurda, Türk dünyasının birleşerek yeniden güçlenmesi için öncülük etmiş olan ve 1913 yılında aramızdan ayrılmış Kırım Türk’ü Gaspıralı’ya aittir. 13 zirvenin ana sloganı olarak toplantı boyunca birlik mesajı vurgulanmıştır.
MEDYANIN GÖZÜNDEN Mİ KAÇTI?
Azerbaycan dışişleri bakanlığı düzeyinde temsil edilirken aslında gözden kaçan bir şey vardı. Gözlemci üye olan Macaristan hiçbir düzeyde zirveye temsilci göndermedi. Macaristan bayrağı yer almasına rağmen nisan ayında 16 yıllık iktidarı Orban’ın elinden alan Peter Magyar’ın seçim vaatleri arasında yüzünü yeniden batıya çevirmek vardı. TDT üyeliğinden vazgeçmek gibi bir bildirisi yok ancak önceki lider Orban’ın doğu köklerine ait vurgusu öne çıkarken Magyar’ın batıyı desteklemek için Ukrayna’ya olan yardım paketlerindeki blokajlarını da kaldırmıştır. Bu not da burada kalsın.
BASINA MİNİ GEZİ
MEDENİYETLER PARKI VE TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR ROTASI
92 futbola sahası büyüklüğü üzerinde kurulmuş ormanlık tesise basın gezisi düzenlendi. Beştepe Külliye alanından TOGG araçlar ile Medeniyetler Parkı, Bayraktepe ve Türk Devletleri Teşkilatı Obası’ndan oluşan bu devasa tesisin ancak bir bölümünü görmeye fırsatımız olabildi. Orhun Yazıtları örnekleri de bu gezi rotasında yer alıyordu.
Türk Devletleri Teşkilatı Obası’nda 8 ülkenin bayrağı, 7 ülkeye ait eser ve 6 ülke çadırı bulunuyor. Ziyaretçiler bu bölümde Türk dünyasının ortak kültürel bağlarını ve farklı coğrafyalara ait unsurları bir arada görebiliyor.
Beştepe Millet Ormanı; çim, ahşap ve taş amfiler, kafeler, orman ürün ve kitap satış noktaları, ailelerin birlikte vakit geçirebileceği sosyal alanları tamamlıyor. Hatta bir de mini hayvanat bahçesi var. Ben ceylanlarla haşır neşir olmak istedim ama yine de vahşi hayvan kediye benzemez diye elimi uzatmaktan çekindim. Botanik bahçesi, çeşit çeşit ağaçlar ve benim de en çok ilgimi çeken alanlardan biri olan atların gösteri çadırıydı. Her adımda Türk kültürünün izlerini bu parkın bir köşesine işlenmiş duraklardan sadece biriydi.
***
Dertleşme
Kazaklığa çıkmak
Türk töresinde kazaklığa çıkmak diye bir söz vardı. Merkezî otoriteyle, hakanla veya boy beyliğiyle anlaşmazlığa düşen, haksızlığa uğradığını düşünen veya sadece macera arayan kişiler "kazaklığa çıkardı". Bu genelde kalıcı bir ayrılık değil, geçici bir statüydü. Kazaklığa çıkan kişi, gücünü kanıtladıktan veya şartlar değiştikten sonra eski topluluğuna daha güçlü bir konumda geri dönebilirdi. Bazen Türkler içinden biraz uzaklaşmak kendini anlamak anlamında bozkır hayatına çekilirdi. Avcılık ile uğraşır biraz başı hür ve sıkıntıya gelemeyenlerin baş kaldırıp ortalığı bozmasın diye uzaklaşırdı. Umarız Azerbaycan’da kendini bulmak için biraz kazaklığa çıkmış olsun.

Türk Devletleri Teşkilatı’nın kapanışını Cumhurbaşkanı Erdoğan Dede Korkut’un duası ile bitirdi. Türkler zamanın ötesinden gelen millettir diyerek sözü duaya bırakalım;
Yom (hayır konuşayım) vereyim hânım:
Yerli Karadağların yıkılmasın!
Gölgelice kaba ağacın kesilmesin!
Kan gibi akan görklü suyun kurumasın!
Kanatlarının ucu kırılmasın!
Kaadir seni namerde muhtaç etmesin!
Koşarken ak-boz atın sürçmesin!
Çaldığında kara polat öz kılıcın kedimlesin!
Dürtüşürken ala gönderin ufanmasın!
Aksakallı baban yeri cennet olsun!
Ak pürçekli (bürçekli) anan yeri uçmak (cennet) olsun!
Allah'ın verdiği umudun kırılmasın!
En sonunda arı imandan ayırmasın!
Ak alnında beş kelime dua kıldık kabul olsun!
Derlesin, toplasın, günahınızı, Kaadir Tanrı adı-görklü Muhammed'in yüzü suyuna bağışlasın!
Bu duaya âmin diyenler Allah'ı görsün
***
Periskop
Yapıcı eleştiririm
Bazen bana serzenişte bulunanlar oluyor hep eleştiriyorum diye. Ama ben yapıcı eleştiriyorum. Daha iyi daha güzel olsun diye. Yoksa bağcıyı dövmek değil derdim.
Türk Devletler Teşkilatı için Beştepe’de altıncı katta medya için ayrılan balkon teraslı yerdeydik. Medya için ayrılan odalar, teknik imkanlar profesyonelce, görevlilerin güler yüzlü olmaları ve anında yardım etmeleri çok dikkat çekiciydi. Evet ikram ise olağan üstü fazlaydı. Gösterişten tasarruf olmaz elbette ama ben ölçülü olmayı tercih edenlerdenim.
Diğeri ise Beştepe Külliye’nin mimarisindeki dikkatimi çeken ayrıntı; dev sütunlardı. Bunu da eleştirmek zorundayım. Çünkü o sütunlar tıpkı Mısır saraylarındaki sütunlara benziyordu. Rengine kadar hem de. Sütunların alt kısımları -altın varaklı şeritler ki o da iyi durmuyordu- turkuaz rengindeydi. Turkuazda turkuaza benzemiyor boyamalar bir çocuğun elinden çıkmış gibiydi. Selçuklu mimarisi tercih edilseydi sütunlarda daha güzel olurdu. Açıkçası beni rahatsız etti.

Son bir not: Artık böylesine büyük toplantılara neredeyse yazılı basından kimse çağrılmıyor. Belki de Türkiye’den tek yazılı medya olarak YeniBirlik adına katılım sağladık. Çünkü her şey artık haber ajanslarından alınıyor nasılsa. Ancak bunu ben doğru bulmuyorum. Böylesine önemli olaylar, TV’lerin gösteri yaptığı ve dijital medyaya yansıttıkları haberlerde kalıyor. Bu tür etkinliklerin haber-yorum yapabilecek, spesifik alanlarda da kalem oynatacak gazetecilerin olması olaylara bakış açısını zenginleştirmek anlamında kritik önem taşıyor. Salt düz ajans haberini gazeteye vermenin ötesine geçmeliyiz.