Disko topu ışıltılı-foto sinyalciler
Aralık ayının son günlerinde Galatasaraylı Yönetici ve İş Adamları Derneği her yıl düzenlediği gibi bir yeni yıl etkinliği düzenlemeyi Erden Timur’un gözaltına alındığı günlere denk geldiği için iptal etmeyi düşündü. Nihayetinde yapılan angajmanlar sebebiyle düşük profilli de olsa bu etkinlik gerçekleşti. O günlerde, Galatasaray kamuoyundaki hassasiyeti gören Dursun Özbek belki de sırf bu nedenle olsa gerek Erzurum ve Hatay seyahatlerini de bahane ederek GSYİAD’ın bu yeni yıl balosuna katılmadı. Bu durumda doğal olarak Galatasaray’ı temsilen 2. Başkan Metin Öztürk bu etkinlikte hazır Özbek de yokken başrolü kapıp, tüm gece başkanlık provası yaparcasına etrafa emirler yağdırmaktan geri durmadı. Öztürk, her fotoğraf karesine girmek için büyük mesai harcadı. Bilenler bilir, benzer davetlerde, maç seyahatlerinde Metin Öztürk’ün Galatasaraylı ağırbaşlılığı yerine hep bir rol çalma, öne çıkma çabası olduğu, aksi durumlarda ise kırılma/küsme gibi tavırları herkesin malumu.
Bu girişi neden mi yaptım? Çünkü, bu fotoğraf yoluyla rol çalma Galatasaray’da artık bir gelenek, bir moda haline gelmiş. Benzer şekilde Ajax ve Lıverpool maçları sonrası soyunma odasına dalıp futbolcularla, teknik heyetle poz poz fotoğraflar çektiren, bunun için kulübün resmi görevlilerini alarma geçiren Serdar Güzelaydın adında, kerameti kendince ve Dursun Özbek’ce malum bir arkadaş da bu yolda son sürat camdan bir duvara doğru koşuyor. Neyse ki çekilen o fotoğraflar nasıl olduysa silinmiş de bu arkadaş yapmak istediği disko topu ışıltılı foto-sinyal işini hayata geçirememiş.
Galatasaray Spor Kulübü ve Sportif AŞ yönetimi toplamında 23 kişilik yönetici kadrosunun yanı sıra onlarca profesyonel, yüzlerce personel ile bu kulübü idare etmeye çalışıyor. Ancak ne hikmetse bu kadar insan yetmiyor da Dursun Özbek’in makam odasının önüne Serdar Güzelaydın ve benzeri birtakım insanlar doluşup hem hiç bilmedikleri kulüp siyasetine, hem hiç bilmedikleri çok şeye maydanoz olup Özbek’i sağa sola çekiştiriyorlar. İşte bugün Galatasaray’da gördüğümüz eylemde ve söylemde savrulma hali bu arkadaşların şark kurnazlığı ile kurguladıkları transfer, federasyon, spk ama özellikle basın nezdindeki yanlış ilişkilerin doğal sonucu. Buna bir de bugün yönetimde yer alanların bir kısmının Mayıs’ta yapılacak seçimlerde yine listede olacak mıyım paniğiyle kendi ajandasına göre hareket ediyor olmasını ekleyin o zaman ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız. Bu da yetmezmiş gibi bugün sosyal medyada her biri bir yerlere bağlı/bağımlı yeni nesil hariçten gazel okuyanların kılavuzluğu ile hareket eden bir anlayışla gelinen nokta malum.
Beni çok rahatsız eden başka bir şey de Galatasaray’ın Bankalar Birliği Anlaşmasından çıktıktan sonra daha önce her ayın başında ödenen personel maaşlarının artık geç ödeniyor olması. Belli ki harcama disiplini kaybolmuş, nakit akışı bozulmuş. Söylenen; Puma ile imzalanan sözleşmedeki gelecek yılların gelirleri, stad localarının gelecek 2 yıllık gelirleri şimdiden harcanmış. Hem de % 50+ bir bedelle faktoring faizi ile vadesinden önce kırdırılarak... Bu durumun ana sebebi, tekrar yapılacağı söylenen Sportif AŞ sermaye artırımının yapılmadığı/yapılamadığı ve buradan geleceği düşünülen nakdin gelmemesi olarak düşünülebilir. Bu konuda etrafta dolaşan söylentilere göre Abdullah Kavukçu’nun bu sermaye artırımı işini seçime doğru kendisinin kulüp yönetimine girmesi için koz olarak kullanmak için geciktirdiği yönünde. Gerçek olmamasını umarım.
Son olarak, bugünkü finansal durum sebebiyle ihtiyaç duyulan nakdi karşılamak için-rakamı tam olarak teyid edemedim- büyük bir meblağda kredi almak için bir banka ile sözleşme imzalamaktan Dursun Özbek son anda vaz geçmiş. Ne yalan söyleyeyim çok memnun oldum. Çünkü bahsedilen kredi tutarı 60-70 milyonluk döviz kredisiydi. Bu meblağdaki kredi şayet alınsaydı bunun 50 milyonunun ara transfere yatırılacağı endişesini taşıyordum. Şimdilerde bahsedilen 10 milyonluk krediye ben razıyım. Ama bu kulüp krediyle, tükenen gelirleriyle bunca ödemeyi nasıl karşılayacak, yoluna nasıl devam edecek merak ediyorum. Fotoğraf karesi peşinde koşan arkadaşlar; onu alırız, bunu alırız, uçarız, kaçarız derken sıkıntıya düşürmezler Galatasaray’ı umarım, çünkü foto-finiş’te hiç şansları olmaz.