Topsuz alanda ‘Dünyalar Savaşı’
Bugün akşam köklü ve renkli geçmişleriyle tarihin derinliklerinden gelen günümüz futbol endüstrisinin iki büyük kulübü Galatasaray ile Liverpool İstanbul’da Ali Sami Yen Stadı’nda UEFA Şampiyonlar Ligi son 16 elemeleri ilk maçında karşı karşıya geliyor.
Bir tarafta, ilki 1985’de Belçika’da oynanan Juventus-Liverpool Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası final maçı öncesi yaşanan 39 seyircinin ölümüyle hatırlanan ‘Heysel Faciası’ ve ikincisi 1989’da Notthingham Forest-Liverpool FA Cup Yarı Final maçı öncesi yaşanan ‘Hillsborough Faciası’nda 96 seyircinin ölümüyle sonuçlanan stad trajedilerinin manevi ağırlığını taşıyan, sırf bu nedenle kulüp armasına iki meşale ekleyen İngiltere’nin köklü kulüplerinden - Manchester Unıted ile birlikte en çok Premier Lig şampiyonu olan-20 kez- Liverpool..
Diğer tarafta, o günlerin İstanbul’unda ayrı bir yaşam alanı olan Galata’nın Kulesinin ilerisinde ormanlık arazide 1481 yılında Sultan Bayezid tarafından Mekteb-i Sultani olarak kurulan ancak daha sonra İstanbul’un büyümesi ile meskun hale gelen semte de adını veren ‘Galata-Sarayı Mektebi’nin öğrencilerinin okul takımı olarak tarih sahnesine çıkıp bir dünya markası olmayı başaran 25 kez ile en çok Türkiye Ligleri Şampiyonu olan Galatasaray…
Bir tarafta, İngiliz futbolunun efsaneleri Keny Daglish, Ian Rush, John Toshack ve Galatasaray’ın Fenerbahçe ile 1995-1996 sezonunda oynadığı Türkiye Kupası finalinde kupayı kaldıran Galatasaray takımının teknik direktörü olarak maç sonunda sarı-kırmızılı bayrağı Şükrü Saraçoglu Stadı’nın santrasına diken iki kulübün de ortak efsanesi Graeme Souness’lerin takımı Liverpool…
Diğer tarafta Türk futbolunun efsane isimleri Ali Sami Yen, Gündüz Kılıç. Metin Oktay, Fatih Terim, Turgay Şeren, Gheorge Hagi, Didier Drogba, Taffarel‘lerin takımı Galatasaray…
Bir tarafta, 1884’te sahibi olduğu stadı Everton kulübüne kiralayan ve 1892’de anlaşmazlığa düştüğü için Everton’un çekip gitmesiyle stadını değerlendirmek için Liverpool’u kuran John Houlding’in bugün 61 bin kapasiteli Anfield Road stadını dolduran kırmızı-beyazlı taraftarların ve onların en ateşli tribünü Kop’un desteklediği büyük bir takım…
Diğer tarafta 1905 yılında Galatasaray Lisesi’nde bir edebiyat dersinde sınıf arkadaşları ile Türk olmayan takımları yenmek için bir kulüp kurarak okulun futbol sahası Grand Cour’da başlayıp bugün 50 bin kişilik Ali Sami Yen stadını dolduran sarı-kırmızılı taraftarların ve en ateşli Ultraslan tribünlerinin desteklediği bir başka büyük camia…
Liverpool takımı ‘You Never Walk Alone’-‘Asla Yalnız Yürümeyeceksin’ sloganı-tezahüratı ile dünya futbol literatüründe ikonik bir kulüptür. Galatasaray ise ‘Gerçekleri tarih yazar, tarihi de Galatasaray’ sloganı ve ‘cim bom bom’ tezahüratı ile futbol dünyasının en bilinen ve saygı duyulan kulüplerinin başında gelir.
Netice itibarıyla tarihin derinlerinden gelen, Büyük Britanya Krallığı ile Osmanlı İmparatorluğu’nun bugünkü devamı ülkelerin iki büyük kulübü bu akşam kozlarını yine sahada paylaşacaklar. Daha önceleri büyük devletler savaş alanlarında karşılaşır, birbirlerine alt etmeye çalışırlardı. Muhtemelen 1915 yılında Çanakkale’de Türklere karşı savaşan İngiliz askerleri arasında Liverpoollular da vardı. Bu kanlı savaşta cephede Galatasaraylıların olduğundan eminiz, çünkü Galatasaray Lisesi’ndeki şehitlikte isimleri yazılı… Bugün savaşların yerini büyük ölçüde spor sahalarındaki karşılaşmalar almış durumda. Ülkeler birbirlerine üstünlüklerini spor yolu ile göstermek istiyorlar. Bu akşam oynanacak maçı bir de bu gözle izleyin. Yani Çanakkale savaşındaki top’ların yerini artık sahadaki top almış durumda. Bu maçlar bir yandan ülkelerin sağlık sistemini-sporcu beslenmesi, sakatlık tedavisi bakımından, tekstil sektörünü-formaların kalitesi, seyircinin giyim tarzı bakımından, tarım sektörünü-sahadaki çimin kalitesi/bakımı, oyuncuların yedikleri içtikleri bakımından, inşaat sektörünü-stadlar, antrenman sahaları bakımından, turizm sektörünü-ulaşım, konaklama, ağırlama standartları bakımından, yarıştıran bir sınav/gösterge aslında. Soğuk savaş döneminde daha da belirgindi bu durum. Doğu bloku ülkeleri ile Batı bloku, olimpiyatlarda madalya yarışı yapar ve adeta ‘benim sistemim daha iyi, ben senden üstünüm’ demek için var güçleri ile mücadele ederlerdi. Bu mücadele bugün eskisi kadar keskin olmasa da halen devam ediyor. Ne demek istediğimi son yıllarda olimpiyatların ülkeler madalya sıralamasına bakarsanız daha iyi anlarsınız. Bir an için düşünün ki; bugün yanı başımızda yaşanan konvansiyonel kanlı savaşlar yerine adı geçen ülkeler mücadelelerini ‘topsuz alanda’ sahalarda yapsa, insanlık ‘Dünyalar Savaşı’ yerine ‘Dünya Kupası’nda kozlarını paylaşsa fena mı olurdu…