Gümüş kaşık sendromu

YAYINLAMA:

Dört yüz milyon Euro bütçeye ulaşan, her ay 12 milyon Euro futbolcularına ödeme yapan, dünyanın sayılı kulüpleri arasına giren Galatasaray’da Ocak 2025’den bugüne kadar geçen sürede kulüp bünyesinde çalışanların maaşlarına hiç zam yapılmadı.

Ülkede son 15 ayda ne kadar enflasyon olduğunu düşünün ve kulüp personelinin ayın sonunu getirmek için nasıl zorlandığını hayal etmeye çalışın. Önce, kulüp personeline Temmuz 2025’te ara zam yapılacağı söylendiği halde sonra bundan vaz geçildi ve nihayetinde bu ara zam yerine herkese geçtiğimiz Aralık’ta birer maaş ikramiye verildi. 2026 yılı başına gelindiğinde, bu sefer maaşlara yüzde 40 zam yapılacağı açıklandı ama şimdilerde bu oranın yüzde 35 olacağı söyleniyor ve halen de bu zam henüz maaşlara yansımış değil. Elbette yapılacak zam geriye dönük, yıl başından itibaren işleyecek ve topluca ödenecek ama bu kez de geçen yıl yapılmayan zam sebebiyle hesaplamaya baz olarak 15 ay önceki maaşlar esas alınacağından oransal bir hak kaybı ortaya çıkacak. Üstelik Galatasaray Bankalar Birliği anlaşmasından çıktığından beri eskiden her ayın başında ödenen maaşlar artık gecikmeli olarak ödenir oldu. Anlaşılan bütçe disiplini, nakit akışı çok sağlıklı değil veya personel üvey evlat muamelesi görüyor.

Benim anladığım kadarıyla, Galatasaray da bir kısım personel Galatasaray Sportif AŞ’de bir diğer kısım ise Galatasaray Spor Kulübü’nde bordrolu olarak çalışıyor. Bu durum kimi zaman aynı işi yapan personelin farklı haklara sahip olmasına ve bu da çalışanlar arasında huzursuzluğa neden oluyor.

Bir de bazı birimlerde bölümün başındaki direktörlerin farklı pozitif uygulamaları sebebiyle de adaletsizlikler olduğu anlaşılıyor. Misal bilet/loca satışına bakan birim 2025’te üç kez birer maş prim alıyor ama diğer çalışanlara böyle bir ödeme yapılmıyor. En son geçtiğimiz hafta yine bu bilet satışına bakan birime prim veriliyor… Bunu duyan mali işler ve hukuk birimi de –sermaye artırımında ekstra çalıştık diyerek-aynı primden istifade etmek için girişimde bulunuyor ve sanırım başarılı da oluyor. Hatta bunu gören insan kaynakları personeli isyan edince İK birim direktörü: ‘nasılsa bu kayıtları dijital sisteme giren bizim bölüm, siz de ekleyin kendinizi prim listesine’ diyor ama personel ‘bu doğru olmaz’ diyerek bunu yapmaktan imtina ediyor.

Bu arada, geçtiğimiz günlerde basına da yansıdığı üzere rakip bir Süper Lig kulübü, tüm personeline 300 bin TL tutarında ekstra ödeme yapıyor. Çünkü bahse konu bu kulüp, personel maaşlarını yeni bir banka ile anlaşarak o banka üzerinden ödemeye başlayınca promosyon adı altında bir tutarı bonus olarak almaya hak kazanıyor ve bu parayı da direkt personeline dağıtıyor. Aynı şekilde Galatasaray’da aynı günlerde benzer bir anlaşma yapıp personel maaşlarını ödediği bankayı değiştirdiği ve bunun için 120 ile 150 milyon arası olduğu söylenen bir ekstra ödeme aldığı halde bunu personeline yansıtmıyor. Bu konuda bir yasal zorunluluk olmasa da Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı gibi kamu ve özel sektörden birçok kurumun bu gibi banka promosyon ödemelerini personeline dağıttığı biliniyor. Standart dışı bazı uygulamalar birçok konuda göze çarpıyor, çalışanlar nezdinde kulüp bünyesindeki bazı birimlerde daha önce kendisine araç tahsis edilen ancak yeni dönemde bu hakkı elinden alınan kimi personelin direktöründen izin alarak işe taksiyle gidip geldiği ve bunun parasını kulüpten aldığı böylece araç kirasından fazla masrafa neden olduğu konuşuluyor.

Diğer yanda ise daha bir yılı dolmayan kimi personelin kendisi istifa edip işten ayrıldığı halde tazminat aldığı söyleniyor. Nerede ise 1500 kişiye yaklaşan çalışanın olduğu bir yerde bu ve benzeri şeyler olması normal diye düşünebilirsiniz. Ancak bu üstte anlattıklarım Kemerburgaz tesislerindeki personel ve futbolcular için geçerli değil. Orada endüstriyel futbolun da gereği olarak çalışan hemen tüm çalışanlar yüksek maaşları dışında takıma dağıtılan primlerden de belli oranda pay alıyor ve herkes milyoner olarak mutlu mesut yaşıyor. Ben oradakiler ile diğer personel aynı seviyede ücret alsın demiyorum. Ama orada ‘ballı börek burada acı çörek’ olduğu yani mutlak eşitlik olmasa da hakkani bir ücret politikası olmadığı zaman bunun ciddi geri dönüşleri olur.

Bir kurumda çalışanlar arasında bu denli ücret uçurumu olursa, dedikodu, çekememezlik ve buna bağlı hata yapma oranı artar. Aynı Galatasaray futbol takımında gözetilen ücret dengesi gibi çalışanlar arasında da bir oransallık olması gerekir. Nasıl ki; mutsuz futbolcunun performansı düşerse ve bu durum takıma-sonuca yansırsa, mutsuz personelin de performansı düşer, bir maili geç gönderir, süreli bir işi atlarsa Galatasaray çok ciddi sorunlar yaşar. Ben de biliyorum ki Galatasaray’da personel fazlası var, randımansız çalışanlar var ama bunları da ayarlamak yine yönetsel bir konu. Bu yönde Mayıs’taki seçim sonrası hem Kemerburgaz’da hem de diğer tüm birimlerde objektif ve olması gerektiği gibi bir yapılanma ve buna uygun hakkani ücret politikası uygulanması gerektiği görülüyor. Ağzında gümüş kaşıkla doğmamış, ekonomik sıkıntılarla başladığı hayatı, aldığı eğitim ve kişisel çabası ile aşıp hakkedilmiş önemli bir servete-refaha kavuşan birisi olarak sayın Dursun Özbek’in bu gibi konularda geldiği yeri de unutmayıp, çalışanlara daha anlayışlı-cömert yaklaşmasını beklerdim. Hala da umudum var, beklemeye devam ediyorum…

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...