Toy yüreklerde şiddet
Okullardaki olaylar içimizi acıtıyor. Üzüntüyü ifade edecek kelimeleri bulmakta zorlanıyoruz.
Çocuklarımıza ve gençlerimize ne oluyor sorusunu bir daha ve yeniden sormak zorundayız. Acaba biz nerede hata yapıyoruz, neyi gözden kaçırıyoruz da çocuklarımız şiddetin kucağına düşüyor. Olayların vahameti, ivedi şekilde önlemler almamızı zorunlu kılıyor.
Öncelikle devletimizin, toplumumuzun, aile yapımızın, gelenek ve kültür alt yapımızın güçlü olduğuna ve bu konunun da üstesinden gelebileceğimize inanmamız gerekiyor. Bu tür elim olayların bütün ayrıntılarıyla paylaşılması, “öğrenilen bir davranış” olan şiddeti tetikler. Bu durumun, saldırganlık eğilimi olan zayıf kişiliklerde şiddetin bulaşıcı bir hastalık misali dalga dalga yayılmasına neden olabileceği unutulmamalıdır.
Dünyada şiddetin giderek artmasının en önemli nedeni; günümüz insanının yaşadığı değersizliktir. İnsan yeryüzündeki yolculuğundan ve kendini bilmekten uzaklaştıkça dünyevileşiyor ve anlamını yitiriyor.
Tüm çevrelerini saran kötülük örneklerinden dolayı manayı yakalayamayan toy yürekler, sığınacak limanlar bulamadıklarından şiddet sarmalının girdabına kapılıyorlar. Şiddet sarmalının; doyumsuzluk – yalnızlık – yabancılaşma – önyargı – endişe – stres – nefret – öfke – korku – anti sosyal davranış – saldırganlık – şiddet – cinnet şeklinde ilerlediğini unutmayalım.
Elbette devletin bütün kurumlarıyla yaptıkları ve yapacakları var. Ancak çözümün ilk adımı ailedir. Kişiliğin inşa edildiği yegâne kaynak olan aile; değerlerin ve iyileşmenin filizlendiği ocaktır. Şiddetle mücadelede ailelerin dikkat etmesi gereken somut davranış örnekleri vardır:
Günlük yaşamında; giderek yalnız kalmayı tercih eden, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşan, ekrana ve dijital platformlara bağımlı hale gelen, kaçamak davranışlarla ailesine kendi gerçeklerini anlatmayan, şiddet görüntülerine merak salan, şiddet içerikli oyunlara, dizi filmlere müptela olan, sürekli olarak haksızlığa uğradığını dile getiren, aile ile iletişimi daralan, göz teması kurmayan, şiddeti öven paylaşımlar yapan, ahlak ve inanç değerlerinden uzaklaşan çocuklarımıza dikkat edelim. Ailenin içinden ve dışından gereken destekleri sağlayalım.
Ailede ve eğitim sürecinde çocukların kariyer gelişimi kadar sevgiyi, ait olmayı, vicdani gelişimi ve ahlaki olgunluğu da önemseyelim. Başta anne, baba ve öğretmenler olmak üzere tüm yetişkinler söylediklerinden çok yaptıklarıyla yani hal dile ile model olmalıdırlar.
Öğretmenlik salt bilgi aktarma, öğretme işine indirgenmemeli. Öğretmenlik; birlikte öğrenme, terbiye olma, olgunlaşma ve kemâlât sürecidir.
Ailede kural disiplini, sınır koyma becerisi olmalı ve çocuklar cinsiyet rollerine uygun yetiştirilmelidir.
Televizyon, film, dizi ve sosyal medya başta olmak üzere ve tüm dijital mecralarda şiddeti ve ahlaki yozlaşmayı normalleştiren içeriklerden kesinlikle uzak durmalıyız.