İtinayla tarih yazılır..
Geçtiğimiz Pazar günü oynanan Galatasaray-Fenerbahçe derbisindeki 3-0’lık net galibiyet ile Galatasaray, Süper Lig tarihinde ikinci defa 4 kez art arda şampiyon olmayı neredeyse garantiledi ve bu sonuçla birlikte ligde 26. kez şampiyon olmayı başararak Türkiye’nin tartışmasız en büyük kulübü olduğunu bir kez daha kanıtlamış oldu.
121 yıllık tarihinde sayısız başarıya imza atan sarı-kırmızılı camia özellikle son 30 yıllık periyotta inanılmaz bir performans göstererek rakiplerinin çok önüne geçti. Galatasaray’ın özellikle bu sezondaki performansını sağlayan en büyük etken Dursun Özbek’in transfer döneminde Osimhen ve Uğurcan konusundaki kararlı tutumundan kaynaklandı.
Özbek, büyük bir mali riski göze alarak toplamda 120 milyon Euro bedelle bu iki ismi transfer etmese bugün çok farklı şeyler konuşuyor olabilirdik. Bu nedenle bugün ulaşılan bu başarıda en büyük pay kuşkusuz Başkan’a ait. Bunun yanında Dursun Özbek, kimi zaman kendisini ben dahi eleştirenlere rağmen çok yerinde hamlelerle sessiz ama kararlı tutum ve tercihleri ile Galatasaray'a sadece futbolcu değil yeni yöneticiler de kazandıran isim olmayı başardı.
Özbek’in 2. başkanlık döneminin başında göreve getirdiği Erden Timur’un performansı sayesinde Galatasaray büyük bir sıçrama ve vizyon kazandı. Erden Timur tercihin doğruluğu kadar ondan sonra futbol şubesine Abdullah Kavukçu’nun gelmesi de bir başka önemli karar olarak özellikle bu sezon elde edilen başarılarda büyük etken oldu.
Şu anda Galatasaray yönetiminde hayalleri, projeleri ve görevleri belli olan iki isim var. Bunlar Dursun Özbek ve Abdullah Kavukçu. Başkan Özbek, Galatasaray’da kaynak yaratma ve tesisleşme konusunda büyük işler yaparken kendisine yoldaş olarak yine kendisi gibi hayata sıfırdan başlayarak başarılı olmuş bir ismi-Kavukçu’yu, camiaya sessiz sedasız monte ederek önemli bir iş yapıyor. Galatasaray’ın son sermaye artırımı esnasında Kavukçu’nun gösterdiği performans ile başlayan kulüp mesaisi, futbol şube sorumluluğunda gösterdiği sessiz ve gösterişsiz çalışmaları ile camiada takdir topluyor. Kendisini, eleştirdiğim bir yazı üzerine beni aradığında, medeni bir üslupla konuşarak yaptığı açıklamalarla tanıdım, dikkatimi çekti. En çok da medyadan uzak durup göz önüne çıkmadan sadece görevine konsantre olması Galatasaray’ın geleneklerine uygun yönetici profiline uygun davranması beni memnun etti.
Özbek’in yönetiminde hemen hiç kimsenin fotoğrafını dahi görmediği ama çok önemli işler yapan Sedat Artukoğlu gibi bir diğer yöneticiyi de camiaya kazandırdığını söylemek gerek. Bugün Galatasaray’ın Erden Timur’dan sonraki dönemde yapılan neredeyse tüm inşaat işlerinin başında olan bu isim de sessiz sedasız işini yapan bir diğer yönetici olarak biliniyor. Mehmet Cibara zaten geçmiş dönemlerden gelen eski bir yönetici olarak her zaman olduğu gibi kendisine verilen işleri bihakkın yapıyor. Eray Yazgan, 7/24 Galatasaray’a mesai veren, Başkan’la birlikte kulüpte ilk kez görev alan bir diğer isim. Diğer yöneticileri teker teker sayacak durumda değilim. Hayatta her kazanımını kendi çabalarıyla yapan, Cumhuriyetin fırsat eşitliği ve Galatasaray’ın verdiği eğitim sermayesi ile başarılı olan Dursun Özbek bu yolla edindiği tecrübe ve birikiminin neticesinde Galatasaray’da çok az başkana nasip olan bir döneme damgasını vuruyor, tarihe geçiyor.
Hoş ben kendisi ile ilk tanıştığım günlerde bu hususta öngörüde bulunmuş ve bir sohbetimizde kendisine ‘tarihe geçecek işler yapabilirsin, seni bu yüzden destekliyoruz’ demiş birisi olarak bundan mutluluk duyuyorum. Şimdi aslında Dursun Özbek’in belki de en zor günleri yeni başlıyor. Çünkü Galatasaray’da çok önemli kararlar verilmesi gereken bir döneme giriyoruz. Buna göre; takımdaki aksayan oyuncuların gönderilmesi ve onların yerine daha kaliteli oyuncuların alınması mı, yoksa Osimhen’e gelen 125 milyonluk teklifi kabul edip alıcısı olan bazı oyuncuları da satarak, daha az maliyetli bir takımla devam etmek mi? Öncelikle verilmesi gereken kararlardan ilki olacak..
İkinci karar; stadın yanında temeli atılan 200 milyon dolarlık tesislerin finansmanı için orada nasıl bir model hayata geçirilecek. Yapılacak inşaatların bir kısmı uzun vadeli kiraya mı verilecek yoksa kredi mi alınacak? Üçüncü olarak Galatasaray, Mağazacılık AŞ’yi 700 milyon bedelle halka arz edip oradan 150 milyon gelir elde edip, bunun akabinde Sportif AŞ’de de yeni bir sermaye artırımına mı gidecek, yoksa başka bir gelir kaynağı mı yaratılacak? Evet sevgili Galatasaraylılar, buraya kadar anlattığım üzere Galatasaray sadece futbol takımının tarihi başarıları ile değil, bunun yanında tesisleşme, sermaye yapısı, ekonomik büyüklük olarak da dünyanın sayılı kulüpleri arasına girmenin arifesinde...
Yani, Galatasaray’da tarihi bir dönemin içindeyiz ve tüm bu saydığım işlerin yapılabilmesi için verilmesi gereken en mühim karar önümüzdeki 1 hafta içinde şekillenecek Galatasaray’ın yeni dönemde 2 yıl süre ile görev yapacak yeni yönetim kurulunda kimlerin olacağı ile alakalı. Ben bugüne gelene kadarki yazılarımda çoğu zaman Dursun Abi’ye (eleştiri değil) uyarılarda bulundum. Ama bugün, bu yazıyı kaleme alırken ve Başkan’ın geçmiş icraatlarını ve tercihlerini sıralarken, tarih yazmaya devam etmek için zaten gereken birikime sahip olduğunu ve doğru tercihleri yapacağına kanaat getirdim. Ondan sebep; son söz olarak: ‘Sayın Başkan, sevgili Dursun Abi, bildiğin gibi davran, rahat ol. Hak ettin bunu. Tarih yazmaya devam edecek tercihler yapmaya bak.. Alıştık bir kere, bayrak inmesin yere..’