Dünya Kupası ve kısmetsizleri
2026 Dünya Kupası, çok yönlü ilkleriyle tarihteki yerini almaya hazırlanıyor.
Üç ev sahipli gibi görünen gaddar ABD turnuvasında, iki maç oynayıp elendik.
Formalite maçımızda ev sahibi ABD’yi 3-2 yendik; sessiz kalan oyuncularımız, Arda Güler önderliğinde sorumluluğu kabul etti, eleştiriler haklı dedi, hayal kırıklığına kılıf aramadı.
TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, “nasip/kısmet” düzeyindeki savunmasının dışına çıkmadı. “Daha Türk” tanımlı Montella, ABD galibiyetini “1000 galibiyetten değerli” gördü.
Son 16’ya gidemeden kupaya veda eden diğer ülkelerdeyse bakın neler oldu:
Almanya: Teknik direktör istifa etti.
Hollanda: Teknik direktör istifa etti.
Uruguay: Teknik direktör istifa etti.
Güney Kore: Teknik direktör istifa etti.
İskoçya: Teknik direktör istifa etti.
Çekya: Teknik direktör istifa etti.
Ekvador: Teknik direktör istifa etti.
Tunus: Teknik direktör ile yollar ayrıldı.
Suudi Arabistan: Federasyon Başkanı istifa etti.
Sayın TFF yönetimi ve sayın Vincenzo Montella, gözünüzden kaçmış besbelli…
Şükür, bizim gözümüz görüyor…
***
100 YIL DEĞİL BİN YIL GEÇSE DE…
100.Gazi Koşusu’nu Bay Nalçakan ile Halis Karataş kazandı. (Trs yazmadım, bence durum budur.) Ama TV’den izleyenler için yarışa damga vuran Yüksel Saymaz oldu. Bir büyük efsane Gültekin Alpay’ıdan etkilenerek yarış spikerliğine yönelmiş. O tutku, unutulmaz cümleyi getirdi: “100 değil, 1000 yıl geçse de bitmeyecek bu heyecan.
Ebediyete kadar Gazi için koşmaya devam.”
Halis Karataş, 7. kez Gazi Koşusunu kazandı. Bold Pilot, Popular Demand, Hızel Beyi, Anatoly, Matador Yaşar, Blaze To Win, Bay Nalçakan, onunla potayı buldu. Ama tartışmayalım hiç, bu yılın yıldızı, Yüksel Saymaz oldu…
***
NET SIFIR VE COP31
Net Sıfır hedefi, çok uluslu, çok bileşenli, bütüncül bir çaba gerektiriyor.
Çok başlık var.
Bunların konuşulacağı en değerli platform, elbette COP1 Antalya olacak.
Kasım ayında, dünya devletleri, ortak hassasiyet için Antalya’da toplanacak.
Öncelik elbette “iklim” başlığı altındaki maddeler ile genişliyor.
Ancak kapsam güçlü:
1. Uygulama COP’u: Taahhütten sonuca geçiş 2. İklim finansmanı ve kurumsal mekanizmalar
3. Adil geçiş ve iklim adaleti
4. Temiz enerji dönüşümünün hızlandırılması
5. Yeşil ve düşük karbonlu sanayileşme
6. Sıfır Atık ve döngüsel ekonomi
7. İklime dayanıklı ve sürdürülebilir şehirler
8. Gıda güvenliği, su ve sürdürülebilir tarım
9. Kırılgan bölgeler, okyanuslar ve denizlerin dayanıklılığı
10. Rio sözleşmeleri sinerjisi: iklim, biyoçeşitlilik ve arazi bozunumu
11. Gençlik, devlet dışı aktörler ve ortaklıklar
Hem 4. hem de 5. madde, temiz enerji alanını adresliyor. Bu, doğal bir sonuç çünkü atmosferdeki karbon miktarının yüzde 72 oranında sorumlusu enerji sektörü.
Sanayide yeşil dönüşümün anahtarı, enerjide yenilenebilir kaynaklara yönelim olacak.
Sıfır Atık Vakfı ve İklim Değişikliği Başkanlığı, COP31 Antalya sürecini koordine ederken hassas adımlar atıyor.
Ana odak “uygulama, finansman ve adil geçiş” olarak anlatılıyor.
Böylece, gerek temiz enerji gerekse yeşil hidrojen alanları güçleniyor.
Bu nedenle hızla tamamlanması beklenen mevzuat ve bütünleyici çalışmalar önem kazanıyor.
Bu yaz, enerji sektöründe tatiller kısa sürecek.
Özellikle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, COP31 öncesi süreci güçlendirecek aksiyonlarına ara vermeyecek. Çünkü, temiz enerjinin her adımı ülke faydasını büyütüyor.
***
HİDROJENDE TÜRKİYE İŞTAH AÇIYOR
Yeşil hidrojen, gerek molekül olarak gerekse türevleri (yeşil amonyak/ yeşil metanol) ile güçlü bir pazara dönüşüyor. İklim hassasiyetleri ile yeşil dönüşümün, temiz enerjinin her adımı hidrojenle buluşuyor. Bir başka güçlenen alan da hidrojenin yönlendiği S.A.F. (Sustainable Aviation Fuel – Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı).
Almanya, Türk – Alman Enerji İşbirliği çerçevesinde, Hidrojen Görev Gücü oluşumuyla bu alanda önemli çalışmalar yapıyor. İki ülkenin eş başkanları Robert Stüwe ve Mustafa Çalışkan yönetimindeki heyetler, geçen yıl, Türkiye’den yeşil amonyak ithalatı başlığında liman ihtiyaçları ve fizibilitesi üzerine odaklanmıştı. Bu yıl, daha önce de söz ettiğim gibi, S.A.F. üretimi gündemin ana başlığı oldu.
Öte yandan HyMarnham’da yerinde gözlem inceleme fırsatı bulduğumuz örnek, İngiltere’nin bu alandaki iştahını ortaya koyuyordu. Birleşik Krallık, gerek hidrojenli lokomotifler konusundaki işbirliği gerekse ortak hidrojen yatırımları hedefiyle, temiz enerjide güçlü ve kılavuz bir rol üstleniyor.
Avrupa Komisyonu’nun derneği Hydrogen Europe, Şubat ayında Net-Sıfır Görev Gücü toplantısında önemli tahliller sunmuştu.
-AB, hidrojen teknolojilerinde sadece talep yaratmakla yetinmeyip, kamu alımları, ihaleler ve destek programları üzerinden yerli/Avrupa menşeli üretimi zorlayan yeni bir sanayi politikası mimarisine geçiyor. Bu, Türkiye için hem fırsat hem de bir uyarı niteliğindedir.
-Avrupa elektrolizör üretim kapasitesi açısından güçlü bir pozisyonda görünüyor. Faal üretim kapasitesi yaklaşık 11 GW/yıl, yani 2023’ten bu yana üç katına çıkmış.
-Çinli firmaların Avrupa’daki ayak izi hızla büyüyor. Açıklanan yatırım toplamı en az 1,115 milyar € düzeyinde. Türkiye açısından kritik nokta şu: Türkiye’yi doğrudan ayrı bir ülke başlığı olarak ele alınmamıştı.
Almanya ve İngiltere’ye dönecek olursak, Hydrogen Europe toplantılarından daha güçlü ilişkiler oluşuyor. İş birliği alanları genişliyor, finans yapıları gelişiyor, yatırım destekleri oluşturuluyor. Almanya’da Kuzey Ren-Vestfalya, yani NRW bölgesi iş birliğine özel çaba üretiyor. İstanbul Sanayi Odası (İSO) iş birliğiyle düzenlenen “Almanya’nın Sanayi Kalbinde Sürdürülebilir Ekonomi ve Yatırım Fırsatları” semineri, bu vizyonu ortaya koydu.
Daha ayrıntılı bir analizi Business Ekonomi dergisi, Temmuz sayısı için derledim.
Türkiye, teknoloji ortağı, tedarikçi ve bölgesel köprü rolünü üstlenebilir.
Hidrojen, eSAF ve yeşil amonyak bu yeni dönemin yalnızca ürünleri değil, aynı zamanda sanayi politikası araçlarıdır. Yeşil dönüşüme, temiz enerjiye yönelirken ülkemizin potansiyelini göz ardı edilmiyor. O zaman, biraz daha hızlı davranabiliriz.