Kırkpınar v.02

YAYINLAMA:

Bu sene yapılan 665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri birçok açıdan geleneğin geleceğe taşınması hususunda hepimizde kuvvetli beklentilere sebep oldu. 

Öncelikle hem yerli hem de enternasyonal anlamda çok kuvvetli bir protokole ev sahipliği yapıldı bu sene serhat şehrimiz Edirne’de. Cuma ve Cumartesi günleri Kırkpınar Ağası Ufuk Bey’in yabancı misafirleri boy gösterdi hem Sarayiçi’nde hem de Edirne’nin tarihi ve turistik mekânlarında. Pazar günü ise dualı çayırın ilk yıldızı Koç Holding’in veliahtı Ali Koç’tu. Bu sene Sarayiçi’nde saha kenarındaki tüm elektronik reklam panolarında sıkça Aile’ye ait markalar dönüyordu. Anlaşılan Ali Bey Holding’in reklam bütçesinden bir dilim de geleneksel ata sporumuz güreşe ayırmış ve ne iyi yapmış.

Bu sene Cumartesi günü İstanbul ve Marmara yağmur ve fırtınaya teslim olmuşken Edirne Sarayiçi’nde bambaşka fırtınalar kopmaktaydı. Cıva gibi, zıpkın gibi, fişek gibi delikanlılar dualı çayırda ne güreşler attılar ne muhteşem yenişler yaptılar görmeyenler çok şey kaybetti. Son 32’den son 16’ya kalma aşamasında çayırda yeni nesil genç kuşak pehlivanların teknik dolu, özgüven dolu, acı kuvvet dolu yenişlerini izledi milyonlar.

Hele 3. Torbadan gelip 1. Torbadaki namlı rakibi Yusuf Can Zeybek’i muhteşem bir yenişle saf dışı bırakan Serdar Yıldırım tribünlerden büyük alkış aldı. Hâkeza;  Feyzullah Aktürk de çok uzun bir sekans sonunda Yıldıray Pala’yı ve Orhan Okulu’yu yenerken çok alkış aldı.

Pazar günü ise eski tüfeklerden hem Orhan Okulu hem de Ali Gürbüz’ün vedaları bir devrin kapandığının ve yeni bir devrin yeni nesil pehlivanlarının zamanının geldiğini hepimize gösterdi. İlginç olan bir konu da Antalya ve Yörük kültürünün bu seneki yarı finallerde hiç temsilcisinin olmamasıydı. Türk yağlı güreşinin lokomotifi olan Antalya ve Yörük geleneği açısından oldukça düşündürücü bir durum. (Erkan’ın aslen Sinoplu olduğunu biliyoruz.)

Geleneksel Güreşler Federasyonu’nun üç sene önce başladığı ve adım-adım iyileştirerek güzel bir seviyeye getirdiği Güreş Ligi ana tablosunu baz alan Kırkpınar katılım kriterleri ile yaş almış kıdemli pehlivanlar yavaş yavaş Sarayiçi’nden el-etek çekmişlerdi zaten. Son olarak Recep Kara, Ali Gürbüz ve Orhan Okulu’nun ilerleyen yaşlarında ve erken sayılacak bir turda veda etmeleri ile Kırkpınar versiyon 2 aşamasına geçildiğini söyleyebiliriz.

Yeni Sarayiçi Güreş Meydanı da mevcut alanın 200 metre ilerisinde projelendirildi. İnşallah seneye hizmete alındığında Kırkpınar v.02’nin kendine uygun yeni mekânından da bahsedebileceğiz.

Bir de Kırkpınar v.02’de Altın Kemer için yeni bir düzenleme yapıldı. Eskiden üç sene üst üste altın kemer alan kemerin ebedi sahibi oluyordu şimdi buna ilaveten farklı yıllarda ama toplamda 5 altın kemer alan pehlivan da kemerin ebedi sahibi olabilecek. 

Bir de “hileli kispet” hikâyesi döndü dualı çayıra hiç yakışmayan şekilde. Özellikle kasnaktan kavramayı engelleyen bu hileli kispetle çayırın yüzlerce yıllık geleneğine/namusuna yönelik hamle de federasyonun sağlam durması ve raconu hemen kesmesiyle engellendi.

Bu kadar yeni şeyden bahsettik ana konumuz güreşleri unutmayalım. Yeni nesilden genç pehlivanlar fırtınasında bu sene finalde Feyzullah Aktürk ve Erkan Taş’ı gördük. (Muhteşem bir güreşte rakibini yenen ve TRT yorumcularını da çok sevindiren Erkan Taş’ı kutluyoruz.)

Seneye 666. defa yapılacak Kırkpınar’ı daha şimdiden özledik ve hasretle bekliyoruz.

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...