Fahamettin Akıngüç: Bir karizma duayeni

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Fahamettin Akıngüç Beyefendi hakkında bir yazı kaleme almaya çalışırken endişe ile heyecan arasında gidip geliyorum. Endişeliyim; zira Gazali’nin, “Bir yüce insanı, bir değeri eksik aktarmanın vebali vardır.” sözü, böyle bir yazının sorumluluğunu daha da artırıyor. Öte yandan, yeni kuşakların gerçek bir lideri, bizim penceremizden yansıyan Fahamettin Bey portresiyle tanıyacak olmasının heyecanını da derinden hissediyorum.

Yıl 1988. İstanbul Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden birincilikle mezun olmuştum. Kariyer yolum belliydi; yüksek lisans ve doktora yapacaktım. Ancak aynı zamanda çalışmaya da ihtiyacım vardı. Bu düşünceyle Fahamettin Bey’in kapısını çaldım. Hayatımın ilk ve son iş görüşmesi oldu. Daha sonra yayımlanan İnsan Kaynakları Yönetimi kitabımda bu görüşmeyi uzun uzun anlatmaya çalıştım. O gün karşıma; insanı bir bütün olarak değerlendiren, başarı güdüsüne önem veren ve samimi bakışlarıyla güven veren bir yönetici çıktı. Yakın zamanda köyden gelmiş yirmi yaşındaki bir genç olarak bana yalnızca bir iş kapısı açmadı; aynı zamanda yüksek karizmaya sahip bir lideri yakından gözlemleme ve onunla birlikte çalışma imkânı da sundu.

1988’den 2004 yılına kadar, yüksek lisans ve doktora eğitimim boyunca Fahamettin Bey’le birlikte çalışmam, akademik hayatta edindiğim bilgilerin uygulamadaki en başarılı örnekleriyle buluşmasını sağladı. Üniversitede öğrendiklerimi sahada doğruluyor, teorinin pratiğe nasıl dönüştüğünü her gün onun penceresinden yeniden görüyordum.

Eski Yunan mitolojisindeki Pygmalion etkisini Fahamettin Bey adeta bütün benliğiyle yaşıyordu. Hikâyeyi kısaca hatırlayalım: Çok güzel heykeller yapan ünlü bir heykeltıraş, bir gün kendisi için bir kadın heykeli yapmaya karar verir. Uzun emekler sonunda ortaya çıkan heykele öylesine bağlanır ki ona âşık olur ve onun gerçek olmasını her şeyden çok ister. Mitoloji bu ya, günün birinde taş heykel canlanır.

Yönetim bilimleri açısından bu hikâyenin verdiği mesaj son derece anlamlıdır. Bir anne-baba çocuğuna, bir yönetici çalışma arkadaşına ne kadar inanırsa, karşısındaki kişi de o ölçüde gelişir. Fahamettin Bey’in en güçlü yönlerinden biri de buydu. İnsanlara inanır, onlara güvenir, kendi heyecanını ve idealini çevresindekilere aktarırdı. İnsanların potansiyellerini fark eder, onları başarıya yönlendirir ve sahip oldukları gücü performansa dönüştürmeleri için cesaretlendirirdi.

Birlikte çalıştığımız yıllarda en dikkat çekici özellikleri; bitmeyen çalışma azmi, güçlü öngörüsü ve “olmaz” denileni zorlamaktaki kararlılığıydı. Bunun yanında öğrenmeye duyduğu tutku, hayatının ayrılmaz bir parçasıydı. En karmaşık meseleleri bile yazarak, çizerek, örnekler vererek herkesin anlayabileceği bir düzeye indirgerdi. Öğretmeyi bilen, öğrendiklerini paylaşmaktan büyük mutluluk duyan bir liderdi.

ANAYASASI OLAN BİR AİLE ŞİRKETİ

Kuralların değişmez kabul edildiği, değişimin çok konuşulup az uygulandığı bir dönemde eğitim sektöründe modern yönetim anlayışını hayata geçirmek kolay değildi. Fahamettin Bey ise bunu bir tercih değil, bir sorumluluk olarak görüyordu. Modern işletmeciliğin gereklerini eğitim kurumlarına taşımakta hiçbir tereddüt göstermedi.

Eğitim Araştırma ve Geliştirme Merkezi, Yönetici Eğitim Programı, Öğretmen Geliştirme Programı, Veli İlişkileri Merkezi, öğretmen ve yönetici performans değerlendirme sistemi, İnsan Kaynakları Merkezi, Ana-Baba Okulu, Eğitimde Nitelik Geliştirme Ulusal Kongresi ve Eğitimde Arayışlar Paneller Dizisi, onun öncülüğünde hayata geçirdiğimiz yenilikçi çalışmalardan sadece birkaçıdır. Bu projelerin büyük bir kısmı daha sonra Millî Eğitim Bakanlığı merkez teşkilatında ve birçok özel öğretim kurumunda örnek alınmış, farklı kurumlarda da uygulanmaya başlanmıştır.

Her çalışan, karşısına çıkan yönetici ve lider kadar gelişir, büyür. Bugün dönüp baktığımda, eserlerinden biri olan Yaşadıkça Eğitim Dergisi'nde Yazı İşleri Müdürlüğü'nü ve Kültür Okulları'nda Genel Müdür Yardımcılığı görevlerini yürütmüş olmanın benim için ne büyük bir şans olduğunu çok daha iyi anlıyorum.

Fahamettin Bey, teknik bir eğitim almış olmasına rağmen sosyal yönü son derece güçlü bir eğitim lideriydi. Eğitim alanında birçok yeniliğin öncüsü olmuş, binlerce insana istihdam sağlayan kurumlar kurmuş ve güçlü organizasyonlar inşa etmiştir.

Bütün bunları gerçekleştirirken aileyi ihmal etmemiştir. Eşi Gül Hanımefendi, bu başarı hikâyesinin en önemli manevi desteklerinden biri olmuş; görünmeyen ama hissedilen katkısıyla her zaman yanında yer almıştır. Kızları Ful Hanım, Lale Hanım ve Bahar Hanım’ın aile şirketinde en verimli şekilde görev alabilecek donanımla yetişmelerine büyük önem vermiştir.

Elli yılı aşan bir aile şirketinin kurucusu olarak Fahamettin Akıngüç, şirketin kurumsallaşması için gerekli bütün adımları atmış, aile şirketleri açısından çok değerli bir kazanım olan aile anayasasını oluşturmuştur. Kurumsal disiplinin yerleşmesinde usta-çırak ilişkisini başarıyla işletmiş, bunu sürekli öğrenme anlayışıyla destekleyerek sonraki kuşaklara aktarmıştır. İnsanlara güvenmiş, onların gelişimine yatırım yapmış ve öğrenme heyecanını çevresindekilere de bulaştırmayı başarmıştır.

SIRA DIŞI LİDERLİK

Liderlik literatürü; lideri, farklı yetenek ve becerilerin bir araya geldiği güçlü bir bütün olarak tanımlar. Yüksek karizma, güçlü öngörü, etkileyici hitabet, cesaret, girişimcilik ve yüksek başarı güdüsü bu özelliklerin başında gelir. Sıra dışı liderleri diğerlerinden ayıran ise, bu özelliklerin tamamının ortalamanın çok üzerinde gelişmiş olmasıdır.

Fahamettin Bey, çalışanlarının kravatlarının rengine kadar dikkat eden; esprileriyle bulunduğu ortama canlılık katan; hayatının her anını bir öğrenme fırsatına dönüştüren; seyahatlerinden edindiği bilgi ve tecrübeleri mutlaka çalışma arkadaşlarıyla paylaşan; çevresindekilerin performansını sürekli geliştirmeye çalışan ve insanlara ilham veren sıra dışı bir liderdi. Fahamettin Bey, aynı zamanda müzik ve resim alanındaki engin bakışıyla estetik becerileri de yönetim alanına taşırdı. O, günümüzde hayatı yaşamadan ölenlere inat esasen öldükten sonra yaşayacak nadide şahsiyetlerden biridir.

Belki de onu en çok farklı kılan özelliklerinden biri, farklı dünya görüşlerinin kendi çevresinde rahatlıkla var olmasına imkân tanımasıydı. Bu tavır, sadece yöneticilik becerisinin değil; aynı zamanda insani olgunluğunun ve fikrî derinliğinin de önemli bir göstergesiydi.

Bugün inanıyoruz ki kurduğu eğitim kurumları, “Kültür” adını taşımanın ötesinde, onun ortaya koyduğu anlayışı ve değerleri yaşatmaya devam edecektir. Yetiştirdiği sayısız insan ise, yüksek karizmasının en kıymetli eserleri olarak onu geleceğe taşımayı sürdürecektir. Çünkü bazı insanlar yalnızca şirketler kurmaz; aynı zamanda insan yetiştirir, düşünce üretir ve arkalarında nesiller boyu yaşayacak bir kültür bırakırlar. Fahamettin Akıngüç de bu isimlerden biridir.

2012’de Babamın vefatıyla hayatım kırılmıştı orta yerinden. Fahamettin Akıngüç’ün vefatıyla aynı kırıklığı yaşıyorum. Allah rahmet eylesin…

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...