Sosyal medyada sorumluluk; ‘Paylaşmadan önce düşünmek’

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Günümüzün en hızlı ve güçlü iletişim aracı nedir? diye sorsak eminim ki birçoğumuz ‘sosyal medya’ der. Yaşantımızın hiçbir döneminde bizler sesimizi ve bir derdimizi bu kadar kolay duyurabilme imkanına sahip olamamıştık. Yaptığımız bir paylaşım dakikalar içinde yüzbinlere hatta milyonlara ulaşabiliyor. Bir haber, TV kanallarından önce sosyal medya sayfalarına anında düşüyor. Hal böyle olunca bu büyük iletişim gücünün bir de getirdiği büyük sorumlulukları da var.

Evet az önce de ifade ettiğim üzere bir paylaşım binlerce kişiye ulaşıyorken, bunun teyit edilmiş bilgi olduğunu bilmeden de paylaşıyoruz. Bunun birçok örneklerini ülkemizde yaşanan bazı durumlarda gördük. Bilgi kirliliği birçok toplumun ortak derdi olması insanlar arasındaki toplumsal güveni de zedeliyor. Bu sefer de doğru bilgiye bile ‘acaba’ diye bakabiliyoruz. Unutmamak gerekiyor ki dijital ortamda atılan her bir adım ve paylaşımın gerçek hayatta karşılığı vardır. Sosyal medya mecraları sadece fotoğraf paylaşılan, beğeni ve yorum yapılan bir platform değil; gündeminde belirlendiği, kamuoyunun şekillendiği, fikir ve algıların oluştuğu bir alan. Burada yaptığımız her bir paylaşım ve yorumun yasal sorumluluğu olmakla birlikte, önce vicdanımıza, sonra ise yasalara uygun şekilde düşünerek paylaşım yapmayı bilinç haline getirmeliyiz.

Ne yazık ki çok görüyorum; yaşı olgun bir takım taraftarları rakip takımın ya da kendi takımının sosyal medyasında paylaştığı fotoğraflara yazdığı ağır küfürler, hakaretler, rakip parti sempatizanının yazdığı ağır cümleler bunlar hem sosyal medyayı kullanan gençlere ve çocuklara kötü örnek olmakla birlikte, o yazıyorsa bende yazabilirim rahatlığına sürüklüyor. ‘Asla yazmayın, tabiri caizse gaza gelip sinirlerinizi sosyal medya da küfür ve hakaret ederek boşaltmayın’ yasal sonuçlarına katlanırsınız.

Sadece bu değil ne yazık ki yalan yanlış, kırpılmış sosyal medya paylaşımları ön yargılarımızı da olumsuz etkiliyor. Daha çok tık ve beğeni almak uğruna itibar suikastı yaparak trend olmak için yapılan bu hareketler toplumu yargısız infaz yapmaya ve peşin hüküm vermeye yani büyük bir dini vebale sürüklüyor. Bir haberi doğrulamadan paylaşmak ve bir kişiyi araştırmadan elinde belge olmadan suçlamak hem suç, hem de günahtır.

Bunu eleştiri adı altında yapıyorum demekte kendimizi kandırmaktır. Eleştiri elbette olmalıdır. Eleştiri demokratik toplumların vazgeçilmez bir parçasıdır. Lakin eleştiri ile hakareti, fikir beyanı ile iftirayı birbirinden ayırmak gerekiyor. Unutulmaması gerekir ki; ekranların diğer tarafında o kişilerin aileleri, duyguları, emeği ve itibarı olan insanlar var.

Şunu da unutmamak gerekir; sosyal medya hesaplarımızda yaptığımız paylaşımlarımız bizim dijital izimiz olarak kayıtlı kalıyor ve şuan sildim deyip, geçmişten de siliniyor garantisi yok. O yüzden paylaşımlarınızı bu bilinçle de yapın.

Sosyal medyada güven doğrulukla, saygıyla ve sorumlulukla inşa edilir. Dijital dünyada kalıcı iz bırakanlar en çok paylaşım yapanlar ve konuşanlar değil, en doğru, en seviyeli ve hakikati konuşanlardır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...