İnternet ve sosyal medyada paylaşılan içerikten doğan sorumluluk

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Sosyal medya kavramı, etkileşimli internet dönemi olarak adlandırılan ve 2004 yılında başladığı kabul edilen web 2.0 ile birlikte hayatımıza girmiştir. Web 2.0 ile birlikte artık tek yönlü bir internet değil, bunun yerine çok yönü ve interaktif bir internet deneyimi sunulmaya başlanmıştır. Böylece internet kullanıcıları birer içerik üreticisi haline gelmiş ve sosyal medyanın yapı taşlarını oluşturmuştur.

Günümüzde birçok farklı tanımı yapılıyor olsa da genel olarak; kullanıcıların internet üzerinden metin, fotoğraf ve video gibi içerikleri karşılıklı olarak paylaştığı, çift yönlü etkileşim ve iletişim kurmasını sağlayan dijital platform ve ortamlar sosyal medya olarak adlandırılmaktadır.

Sosyal medya platformlarının en önemli özelliklerinden biri, içeriklerin tamamına yakınının kullanıcılar tarafından üretiliyor olmasıdır. Sosyal ağ sağlayıcıların kurduğu internet tabanlı bir alt yapı üzerinde işleyen bu sistemde, kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da “içerik sağlayıcı” olarak adlandırılmıştır. Kanun, içerik sağlayıcı olmak açısından gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında herhangi bir ayrım yapmamış, herhangi bir internet sitesinde yahut sosyal medya platformunda bilgi, veri ya da diğer içerikleri üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek ya da tüzel kişileri içerik sağlayıcı olarak kabul etmiştir.

5651 Sayılı Kanun’da; içerik sağlayıcının, internet ortamında kullanıma sunduğu her türlü içerikten sorumlu olduğu düzenleme altına alınmıştır. Bu sorumluluk hukukî, cezaî, idarî bir sorumluluk şekilden ortaya çıkabilmektedir. Sorumluluğun türü ve kapsamı ise genel hükümlere göre belirlenmektedir. Örneğin; internet ortamında iş arkadaşına hakaret etmiş olan bir kişinin TCK m.125’te düzenlenen hakaret suçu, TBK m.49 ve devamında düzenlenen haksız fiil nedeniyle maddi-manevi tazminat sorumluluğu, İş K. m.25 uyarında iş akdinin haklı nedenle feshi gibi yaptırımların tamamıyla aynı anda karşılaşabilmesi mümkündür. İnternet ortamında, sosyal medyada ya da ikiden çok kişinin olduğu gruplarda yapılan paylaşımlar “alenen” yapılmış sayıldığından, bu ortamlarda yapılan paylaşımların yaptırımı, yüz yüze yapılan fiillere göre daha ağır tutulmaktadır.

Diğer taraftan Kanun; genel olarak içerik sağlayıcının, bağlantı sağladığı başkasına ait içerikten sorumlu tutulmayacağını, ancak sunuş biçiminden, bağlantı sağladığı içeriği benimsediği ve kullanıcının söz konusu içeriğe ulaşmasını amaçladığı açıkça belli ise genel hükümlere göre sorumlu olacağını düzenlemiştir. Kanun’un bu düzenlemesi birçok soruyu ve tartışmayı da beraberinde getirmektedir. Zira düzenleme son derece geniş ve yoruma açık bir düzenlemedir. Örneğin; retweet yapmak, like yapmak, alıntılayarak tekrar paylaşmak, alıntılandığında yorum yazıp yazmamak, ne zaman suç teşkil edecek ya da ne zaman suç teşkil etmeyecektir? Bu soruların cevaplarının tespiti her zaman kolay olmamaktadır. Bu durumlarda hâkim, gerekli incelemeleri yapacak, içeriği ve etkilerini göz önüne alarak gerekli değerlendirmeleri yaparak bir karar vermek durumunda kalacaktır. Ancak birbirine benzer olaylarda farklı hâkimler tarafından verilen kararlar arasında farklılıklar doğması da işin doğası gereğidir. Kararlarda ortaya çıkan bu farklılıklar nedeniyle, söz konusu Kanun hükmünün adil olmadığı eleştirisi sıkça yapılmaktadır. Kanımızca, Kanun koyucu tarafından ilgili hüküm yeniden ele alınmalı, fikir özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki dengeyi somut ölçülere göre düzenleyen yeni bir yasal düzenleme yapılmalıdır. Böylece aynı durumdaki kişilere farklı kararlar verilmesinin önüne geçilerek daha adil bir çözüm yolu kurgulanmalıdır.

 

Yorumlar
Yorumlar yükleniyor...
Daha fazla yorum yükle...