Başladılar “Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar” algısına
Sezon öncesi hazırlık maçları, takımların eksiklerini görmesi ve yeni sezona mental olarak hazırlanması için bulunmaz bir fırsattır..
Ancak Galatasaray'ın Villarreal ile oynadığı karşılaşma, futbolun güzelliklerini değil, Türk futbolunun yıllardır bıkıp usanmadığı o iğrenç reflekslerini ve kronikleşmiş kural tanımazlığını yüzümüze tokat gibi çarptı..
Maçın henüz 5. dakikasında yaşananlar, mücadelenin niteliğinden bağımsız olarak Türk futbolundaki ikiyüzlülüğün ve adaletsizlik arzusunun kusursuz bir özetiydi..
Okan Buruk’un hakeme yönelik itirazları sonucunda gördüğü kırmızı kart, spor kamuoyunda her zamanki o ucuz tartışmaları tetikledi..
"Hazırlık maçında kırmızı kart mı verilir" kalkanının arkasına sığınan eyyamcı yorumcular, Okan Buruk’un kontrolsüz öfkesini eleştirmek yerine hakem Kadir Sağlam’ı arsızca hedef tahtasına koydu..
Bu hastalıklı bakış açısı, Türk futbolundaki çürümenin tam merkezinde yer alıyor, çünkü kuralların zamana ve zemine göre esnetilebileceğini savunuyorlar..
Madem bu kadar hassassınız, daha sezon bile başlamamışken bir teknik direktörün hakeme yönelik bu hadsiz ve sportmenlik dışı tavrını sorgulasanıza..
Okan Buruk bir insan evladı da, sahadaki hakem şamar oğlanı mı.. Bir kulübenin sükûneti koruması gereken yerde, daha ilk dakikalarda tansiyonu zirveye taşıyan bizzat teknik direktörün kibridir..
Rezalet sadece kulübeyle de sınırlı kalmadı, saha içindeki görüntüler de tam bir fiyaskoydu..
Victor Osimhen’in alışılagelmiş agresif tavırları ve rakiplerine karşı sergilediği dozu kaçan hareketler artık münferit bir olay olmaktan çıkıp bir karaktere dönüştü..
Aynı şekilde Barış Alper Yılmaz’ın hakemi aldatmaya yönelik o çirkin hareketleri ve kendini yere atma çabaları da ligdeki tiyatronun bir devamı niteliğindeydi.. Hazırlık maçı olmasına rağmen bu reflekslerin anında nüksetmesi, ortada ciddi bir disiplin ve yönetim zafiyeti olduğunu haykırıyor..
Eğer bir takımın teknik direktörü sahada hakemi alkışlayıp hakaret ederek kırmızı kart görüyorsa, yıldız oyuncuların da rakiplerine karşı sınırsız bir küstahlık sergilemesi şaşırtıcı değildir..
Tüm bu rezaletlerin ardından, her sezon olduğu gibi yine o bayatlamış ezberler devreye sokuluyor.. "Bu sene Fenerbahçe’yi şampiyon yapacaklar" teranesiyle başarısızlıklar ve disiplinsizlikler pervasızca örtbas edilmeye çalışılıyor..
Oysa mesele bir takımın kayırılması değil, bizzat futbolun adalet mekanizmasını ve kuralların namusunu savunma meselesidir.. Her disiplinsizlik ve kural dışı hareket "büyük takım" kılıfıyla aklanmaya çalışılırsa, bu bataklıktan asla çıkamayız..
Sonuç olarak Villarreal maçı, Galatasaray için bir lig provasından ziyade; adalet, disiplin ve sportmenlik sınavından utanç verici bir şekilde kalışın belgesidir..
Kırmızı kart üzerinden sahte mağduriyetler üretmek yerine, sahanın içindeki bu şımarıklığı ve kontrolsüz öfkeyi acilen sorgulamak zorundasınız..
Şampiyonluklar hakem baskısıyla ya da masada değil, ancak adalete duyulan saygıyla değer kazanır..
Bu kokuşmuş zihniyet değişmediği sürece, Türk futbolunun geleceği de o kırmızı kart kadar karanlıktır..