Sosyal medyanın esiri olduk
Artık bütün imajımız, duygularımız, tarzımız, yaşantımızın tamamı sosyal medyanın kontrolünde. Başka insanlar bizim hakkımızda ne düşünüyor, fikirleri nedir ve bizi nasıl iyi bilirler diye bir gayret içerisindeyiz. Aslında içsel yolculuğumuzun çok daha dışında; imaj, sosyal medya, dönüşüm, etkileşim ve daha fazla “like” alma telaşındayız.
Bu etkileşim telaşı bizi her şeyin esiri yapmış durumda. Yaptığımız her şeyde, iyiliklerden kötülüklere, hayatın bütün yolculuğunda hep bir imaj telaşındayız. Hep dışa dair bir görsel yolculuk içerisindeyiz. İç benliğini, hislerini unutmuş insan, neden her şeyi bu kadar algı yönetimine teslim etmiş durumda?
Gerçekten aynaya dönüp baktığımızda gerçek yüzümüzü bizim bilmemiz yeterli değil mi? Vicdanın sesini ne çabuk unuttuk? Ya da inançsal bir eylem yaptığımızda bunu Yüce Yaradan’ın bilmesi her şeyden daha önemli değil mi?
Maalesef her şeyi gösterme telaşındayız. Birileri bizi onaylamalı, birileri bizi takdir etmeli, birileri ne derse biz onu yapmalıyız.
Bir an evvel bu esaretten kurtulmalıyız. Farkına varmadan her gün gelen yüz binlerce ileti bizi esir alıyor. Bu taarruzun altında ezilmiş durumdayız. Sosyal medya esaretine bile isteye teslim oluyoruz ve bu, bizim hayata bakışımızı, yaşam tarzımızı ve inançlarımızı inanılmaz şekilde etkiliyor.